24 Ağustos 2011 Çarşamba

Şuur Kaybı

Bazen şuur kaybı yaşıyorum sevgili okur, öyle çok sık değil ama hayatıma yön verecek sıklıkta. Bundan 2,5 yıl evvel bi gün dişçiye gittim, dolgu için, 3 gün sonra dişlerime tel taktırıp çıktım, tam 2 yıl öyle gezdim, bir de yakıştı ki anlatamam, o tellere aşık olan bile çıktı, bana değil ama dikkatini çekiyorum, tellere, zira çok sürmedi bu durum. 2 yıl boyunca adam akıllı yemek yiyemedim, hele o doktor sonrası çektiğim acı, tarif edemem. Doktorda ayrı bi cins çıkmasın mı, 2 yıl 2 haftada bir 3 saatimi birlikte geçirdim ya, inan az genç olsa kesin aşık olmuştum, hayranlıkla sınırlı kaldı benimkisi.

Sonra bi gün, yıllardan sonra, yüksek lisans yapıcam ben dedim. 2000 yılında mezun oldum, yıl 2011 yüksek lisansa başladım. Çok renkli bi eğitim hayatı geçirdiğim söylenemez, bildiğiniz mal öğrencilerden biriydim, pek evden okula olmadı gidiş gelişlerim o ayrı. Genelde okul-sakarya-ev üçgeninde geçti yıllarım, o ev arada arkadaşların evi oluyodu, değişen tek şey o, okul bittikten bi süre sonra da bu böyle oldu, malum alışkanlık denen şey hemen öle atılmıyor. Son yılda finallerime Jeolojinin lokali, Viva Bar ve Kurtuluş parkı yeşilliklerinde hazırlandım, gerçekten verimli oldu benim adıma.

Yüksek lisans için mezun olduğum ilk yıllarda birkaç denemem olmuştu, ama başvurduğum okul ısrarla beni almadı, şu anda isim vermek istemiyorum, tarih yanıldıklarını elbet gösterecek. Hani derlerdi de inanmazdım, bi kitap okudum hayatım değişti diye, bir kitap okudum, o günden sonra hiçbişey eskisi gibi olmadı sevgili okur. Oku dedi kitapta ya, inanmican. Benimle hemen hemen hiç ilgisi olmayan bir alana başvuru yaptım, benim dışımda herkes alınmayacağıma inanıyor, hatta bahse giriyolardı. Aldılar inan ki, o güzide okulun adını da açıklamıyorum, okulun itibarını zedelemek istemem. Bilim kazandı dedim, sizi yanıltmayacağım, tez konumu da o kitaptan seçtim şimdi, belki bir Marie Curie olamam ama kendi çapımda bilim dünyasında bir sansasyon yaratacağıma inanıyorum ben, ne bilim öle geliyor.

Bundan  bikaç yıl evvel, ben artık çalışmak istemiyorum biraz tatile ihtiyacım var diyip, istifa ettim, 8 ay boyunca ne yaptım ben de anlamadım. Ama zaman öyle çabuk geçiyor ki, benim suçum akıntıya bırakmak oldu kendimi. Enteresan tarafı, çalışırken en az haftanın 3 akşamı eve vaktinde gelen ben, çalışmazken eve haftada bir bilemedin iki gün boyunca doğru dürüst geldim. Hatta anneciğim bu durumdan ötürü, allahaşkına çalış yüzünü daha fazla görüyoduk hiç değilse diye yakındı.

Tabi bu durum çevremde bi alışkanlık yarattı, artık herkes bi aksiyon bekliyor benden, bakalım bu yıl ne halt etcek diye. Çıtayı da düşüremem artık, şöle okkalı bir hareket olmalı. Şahsen ben de merak etmeye başladım, çok sürmez bu halim bişey açarım başıma kesin. Şu aralar hissediyorum bunu, hatta kafamda kıvılcımlar oluştu bile. Dur ben bi gidip kurcalayayım şu gugılı biraz.

8 yorum:

Yazgüneşi dedi ki...

ehühü evlenmeye kalkma da :))

suvebeyaz dedi ki...

:)) aklıma gelmiyo değil hani Yazgüneşi :)

Anonymous dedi ki...

hayatın sıradanlığına bi başkaldırısın sen bebeğim, bu halin bana birseylere yine yeni yeniden baslamak için güç verio, seni seviyorum, hep böyle kal:)

Berna

suvebeyaz dedi ki...

ooyy canım benimmm, bunlar nasıl güzel sözler, yok denedim istesem de değişemiyorum merak etme sen:)

ben de seni seviyorum bebeğim :)

mayıs yagmuru... dedi ki...

Evliliği geçelim bi kere, ben seni tanıyalı oldu baya bi yıl, sen her eylül evleniyosun zaten, e vakitte geldi dayandı eylüle, normal, alışkanlıktan o :)
yüksek lisansı kafanda o kepi görene kadar halen kaile almıyorum hürmüzüm :) eğitim gerekli gelmiyor bana artık niyeyse, yaşam daha çok heyecanlandırıyor..gel bak, yol yakınken dön, o vakte bi sürü şey yaparız biz, ay oku oku nereye kadar yahu...

ama o 8 ay boyunca hakaten kendini dinledin, hiç gocunmadan hergün bişey yaptın, randevuyla seninle buluşmak zorunda kaldım ve hiç pişman olmadın ya, ben seni halen buda olarak gösteriyorum işkolik arkadaşlara, seninle gurur duyuyorum kargacım, sen kendinle heeppp ve heryerdeee mutlu olursun :)

ya hayat bi süre sonra rutine giriyor, 11,5 ay boyunca özlemle beklediğin tatil vuslatı bile, bi süre sonra rutinleşiyor, değişim bile rutinleşiyor ve hatta..yani bu sefer ne yapacağını merak etmiyorum ben artık, değişim rutin, allah sonumuzu hayır etsin, çabuk uyum sağlayalım diyorum sadece bi yenisine..:)
hakaten karga, sırada ne var :) ??
@ avram: sahi sen ne zaman tatile çıkıyosun yahu? çıkta, arkandan atıp tutalım bizde, olmuyo böyle kalan hep avramm, hep avramm..ayıp bi kere :)

suvebeyaz dedi ki...

yok lan bu kez ciddiyimm, bu yıl evlencem, allah çarpsın ki :)

aha da görcen, bi beni almayan o üniversite bi de seni utandırıcam, pis bilim düşmanı :)

karga ben senle de mutluyum ama nie öle diyosun :)

sırada ki için bekle biraz, kafamda olgunlaştırayım hele bir :)

Avram bikaç güne kadar Bora Bora'ya gitcek bize inat, herkes o kadar tatil dedi ki ona, eyvah eyvah :))

two dedi ki...

insan şu posta gelir de yanda kendi profil resmine bakıp iç geçirir mi " ah ulan şöyle bi adam olcaktım" der mi:)))

gelir, efendim sen amma neşeli, yaratıcı bi kadınsın falan der gider.

ama öylesin
:)

suvebeyaz dedi ki...

two, okurken koptum yaa :)))

Çok teşekkür ederim bu güzel yorum için, bazen çok neşeli bazen deli depresifim ama :) Ha bir de huysuz :)

Ya sen boşver Bruce'u ayrıca, herkes kendince artisttir bence :)

Yorum Gönder