Tatilden döneli oldu bir hafta ama, fotoğraflar gelmeden yazmayayım bişey dedim, hain arkadaşlarım ölüdenizi fethettikleri için benden sonra, onların dönüşlerini bekledim. Ölüdenizden günaydın mesajlarına, sensiz vallahi de billahi de tadı yok yalanlarıyla dayandım kaç gündür :-)
Tatil nasıl güzel bişi anlatamam, yok yok gayet güzel anlatırım aslında, hava olmuş 40 derece, insanlar şehirde bunalmış çalışırken ya da koştururken bir yerlere, sen buz gibi suya bırakıyorsun kendini, iliklerine kadar ıslanıyosun, yenileniyorsun, herşey öyle kolay görünüyor ki gözüne o an, imkansız diye bişey yok diye düşünüyorsun, yaşamak bu değil de ne ola ki. Ama diğer yandan yorucu da, düşünsene, yok kahvaltıyı kaçırmayayım, yok bugün hangi plaja gitsek, akşama nerde içsek, before sun after sun, kremlen durmadan, offf off bıktım valla :-)
Neler mi yaptık, işte size özeti ;
Safari'ye katıldık bir gün, su savaşları yapılacak denildi, aman canım dedik, durduk köyün birinde, hazırladık cephanelikleri, aracın her yanında su tabancaları, balonlar, ama tabi ki boş durmamış diğer arkadaşlar. Bizim tayfa hepsi fazla iyiydi sanırım, bütün suları biz yedik, kovalarla üzerimize fırlatıldı, köyülerle anlaşma yapılmış, hortumlarla suladılar biz geçerken, sırılsıklam gittik Saklıkent Kanyonu'na.
Kanyonda bir tane bile fotoğrafımız yok, çünkü bırakın resim çekmeyi, yürümekte bile zorlanıyor insan.Yanımıza hiçbişey almadan düştük yollara, bir şelale görücez diye çılgın bir yürüyüş yaptık ki sormayın. Kışın ortasında, tipi de trekkinge katıldım, bu kadar heyecanlı değildi :-) Bütün gün hiç tanımadığın insanlarla elele gezmekde ayrı bir boyutu :-) Gidiş hadi neyse de , ya o dönüşe ne demeli, off offf, hiç bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum, o nasıl bir su, eksi kaç derecedir yahu, bütün kemiklerimi sızlattı. Bir de çılgın insanlar vardı ki, body rafting yaptılar kanyonda, nasıl imrendim anlatamam, ama yemedi tabiii :-)
Çıktık ordan Patara'ya, biraz dinlendik, o kadar sudan sonra, deniz mi, üstü kalsın dedik, sonraki molamızsa Kaputaş plajında , aman allahım ne dalgalardı onlar, cesur Nilü yüzelim dedi, hadi dedik bizde, ilk dalga da kıyıda bulduk kendimizi, sadece biz mii, ne çılgınlar vardı, oyuna dönüştü sonra dalgalar ve biz :-) Şahane bir fotoğraf çektirdik, aracın tepesine çıkıp falezden düşme tehlikesini hiçe sayan aslan rehberimiz, orda elimizde kalcaktı ama, burda kendisini yılın rehberi seçiyorum :-)
Tam hareket etcek aracımız Kaputaş'dan, ne görelim, bir mavili, nasıl gözler yarabbim onlar, insan değil yunan heykeli misali, elinde makina fotoğraf çekiyor, dördümüz birden farketmişiz aynı kişiyi nasıl olduysa, ben bizim otelde kalıyor arkadaş diyerek sakinleştirdim ortamı, mutlu mutlu düştük yola, ama çok sürmedi tabi yalanımın anlaşılması. 3 gün yemeden içmeden onu aradık Kaş sokaklarında, nafile ama :-)) Bir fotoğrafı olsun isterdim şuracıkta, ama bununla idare edin artık :-)
Bir gün atladık tekneye, kekova turu yaptık, mis gibi koylarda yüzdük, kaleköy'e geldik, herkes tarihi eser görcez diye çıktı kale'ye, biz oturduk bi cafe'ye, içtik buz gibi biralarımızı, tarihi yeniden yazdık, ne gerek o kalıntılara :-) Kafa güzel olunca, hele bir de sudaysan, daaa ne ister insan, hiiiçç :-) Gülmekten yüzemediğimiz için makarnaları alıp atladık ilk koy'da :-) Gözle görülür bir keyif artışı olduğundan, teknede insanlar bakıyodu halimize :-) İşte o eşsiz andan bir kare :-)
2 günümüz Akçagerme plajında geçti, akça pakça bir yer, sakin, şirin, uzandık armut koltuklara, bir yanımız deniz, bir yanımız dağ, yedik hiç durmadan :-) Su kaydırağında çocukları görünce, dayanamadık, çocukluğunu yaşayayamış varlıklar olduğumuzu fazlaca belli ederek, biz de başladık kaymaya, kaymak değil onun adı ama, aman yarabbim nasıl fırlatıyor havuza :-)
Oldukça kaza riski atlattık, Nilü'nün payı büyük bunda, neyse ki allah korudu adamları :-) cengaverlik yapıcam diye suya balıklama atlayanlar mı dersiniz, dalgalar alıp götürcek olmasına rağmen dönüp kızlar bana bakıyormu diye kendini alıkoyamayan varlıklar mı dersiniz, aracın tepesine çıkıp artistlik yapanlar mı ararsınız, yurdum insanları ayrı bi güzel ya, seviyorum vallaa :-)
Tuhaf benzerlikler vardı bir önceki kaş yolcuğumla bir de, 211 no.lu oda'da kaldım yine :-) Dönüşte yine Dejavu'da elveda dedim Kaş'a, ama bu defa günbatımında değil, gece nin ortasında. Dejavu'da dinlenesi bir adammış, ben orda dinlememiş olsamda :-) İşte Tom Waits'den gelsin tatil şarkım.
Daha ne olsun...yine yeni yeniden hayata...







25 yorum:
Bebecim muhteşem anlatmışsın, öyle muhteşem ki,copy - paste yapıp, kendi bloğcuğuma koyuvereceğim :)) Bunun üzerine ne yazılır ki ? Söz bitmiş! Ölüdenizi de yazması benden. Kaş tatilimiz harikaydı canım, sağolun varolun iyi ki katıldınız. Ölüdeniz kısmı bu kadar renkli değildi, sık sık dile getirdik Bernoşla bunu... Öpüyorum kocaman ve devamını diliyorum, bekliyorum en kısa zamanda. Kıyılardan biraz daha kelle toplayalım :)))) Öptüüüüm
:-))) beğenmene sevindimm nilüüümmm...kıyıları kırdın geçirdin zati, rahat bırakalım biraz :-) öpüyorum bebeğim.
oh mis..
bakmak bile yetti..
sakın ola tatil tatil deye mızlamayasın önümüzdeki yaza kadar
:)
sakın..
:-) cecilim ne diosunn senn, gelecek yaza kadar ölürüm ki ben gitmezsemm :-))
Bayramda kaçcak yer bakıyorum şu günlerde :-)
Tatil, Akdeniz, Saklıkent, Kekova, biralar ve üstüne Tom Waits... Nefis bir gönderi olmuş doğrusu. Deniz kokusu götürmeyi unutma Ankara'ya Bülent Ortaçgil'in söylediği gibi.
:-)teşekkürler silencio..unutur muyum hiç, biraz deniz kokusu, biraz çiçek ve alabildiğine maviyi gözlerime alıp geldim :-))
görürsün sen, nası mutlu bi tatil yapıcam bende :) her ne kadar kargam bensiz tatilin bu kadar tadını çıkarmış, e bende kendimi kirlenmiş, eskimiş bir pabuç gibim hissediyorsamda, bu benim sorunumdur deyip, okurken bile neşesini iliklerime kadar bulaştıran kargama helal olsun diyorum, tatil kavramıda sayende bi tatil yapmıştır böcüğüm, oda mutlu, sen mutlu,denize, şelaleye, yada yurdum insanının gözü gönlünden birer mavi boncukla sağ salim dönebilen kızlar mutlu, daha ne denir buna :) sıra bende,tatilin hakkını verimde gelim dur, iş beklemez :)
ahh canımmmm canımmmm sensiz ancak bu kadar oluyorrr :-))) Hayır orda mutlu olup seni aramazken, aklımdan geçenler aynen şöleydi ; Len döncem yüne kürkçü dükkanına, kargamı ihmal etmim, ben onsuz naparım oralarda,hehehe :-)))
Git sende mutlu mutlu yap tatilini, gel soooraaa beraber kaçalım bayramda :-))
Dolu dolu macera dolu bir tatil olmuş.. manzaralar süperr
@Gezi/yorum ; teşekkürler, fotoğraflardaki kadar güzel olunca gidilen yerler dolu dolu geçti :)
Güzel bir tatil geçirdiğiniz çok belli. Size enerji depolamış ve her bir satıra yansımış.
Gidilen yerler de çok güzel tabii :)
Sevgiler...
@Zeugma; çok güzeldi tatil ama enerjim bitti bile :-)) bir sonraki için heyecanlanıyorum şimdi :-) sevgiler..
TUZ RUHU BOMBASI
Malzemeler:
*Tuz Ruhu
*Alüminyum Folyo
*Plastik Şişe
Yapımı:
Tuz ruhunu plastik şişenin 1/10 kadar doldurun. Daha sonra katlayarak minik parçalar haline getirdiğimiz alüminyum folyoları şişenin içine atın. Kapağı sıkıca kapatın ve en az 20 metre uzağa atın. Patlama 20 ila 60 sn'ye arasında gerçekleşecektir. Patlamanın süresi attığınız alüminyum folyoların miktarına ve tuz ruhunun kalitesine göre değişir. Eksik alüminyumda şişe şişer ve elips şeklini alabilir.
Formül:
HCl + Al
:-))) ben kendi kendimi mi imha edeyimmm..ama olmaz kiii :-))
Mayıs yağmuru, kimya mühendisidir Avram, bu konu uzmanlık alanı :-)
Ayrıca o kadar ah ettin, hiçbiri tutmadı söylim :-)
Gübre bombasının nasıl yapıldığını da bulur yollarım görürsün. Kimya Mühendisi diye bomba imha uzmanı olması mı gerekir? Sonunda bana imal ettirip ortaya bıraktıracaksın.
Acele etme, yavaş yavaş tutar..
:-))) yok yok işbirliği yapabilirsin diye söledim onu, imha uzmanı olduğu için değil :-)
Yahu sen iki dakika önce satmamış mıydın Onu tazminatı duyunca?:))
:-)) Avram o ayrı bu ayrı, karıştırma şimdi :-)
Bir gün kuyuya inmek zorunda kalırsam, ip de sende olursa, lütfen ucunu sen tutmas olur mu..
Oyyyyy, bu nasıl söz Avram :-) Üzüldüm bak şimdi valla :-)
Yahu ne sen kuyuya in, ne de ben o ipi tutayım, ama olursa da emin ol, en sağlam eldedir o ip :-)
Di mi Mayıs Yağmuruuuuu, bişiii söleee :-))
mısırımı alıp gelcem bida okumaya..bu ne bu yaa,naptınız :) şimdi sevgili AVRAM, ben sana bin kere demedimmi, bu kızın adı 99 kocalı hürmüz, 99 undada başka şekil bi mavi boncuk, biri bile diğerinin naptığını bilmez :) bi düşmez kalkmaz allahı bilirdim, ömrü hayatımda bide kargayı tanıdım yani, o kadar..en başta banada öyle geliyodu, kendi kendime ''ya bu satıyo hemen, mesela kazara biyere gelsemmi gelmesemmi diye naz yapim dedin,aman saniyesinde yedekler devreye giriyor, ısrar bile yok :)'' diye, yani bırak kuyunun dibindeyken tek ipinin ucunu ona vermeni, yanında düz yolda bile yürürken ip bağlaman lazım koluna, ki gitmesin.. :) ama gel görki hatunda bir şeytan tüyü var, 99 kocasıda birbirini kıskanır, biri bile 'ya diğer 98 tanesi, ya ben!' diyemez, terketmesine dayanamaz..hoş benim tezim topuğuna birinden biri bişey sıkacak üzerineydi ama, tuz ruhlu aliminyumlu bombayıda beğendim, ciddiysen teknik desteğim tam yani :)
:-))) okurken şöle bir baktım kendime yahu ben ne kadar güvenilmez bir insan profili çiziyorum, bugünden tezi yok değişmeli :-) Ben insanlığı seviyorum yaaa, ondan bu hürmüz halleri :-)
sen bombayı hazırla, ben meskun mahalde patlatırım.:))
minik kuşum, sevgili arkadaşın blog dünyasına giriyo, ilk yorumunu sana yaparak:) ee o kadar tatilden bahsedildikten sonra katılan bi insan olarak bi yorumda benim olsun istedim:)
Kalemine sağlık bebeğim, nilüye katılıyorum daha iyi anlatılamazdı, ayrıca ölüdeniz kısmıyla ilgilide fazla anlatılacak bişi yok, en güzel kısmı tepemizden süzülen yamaç parasütçüleriydi. Zaten nilüyle tatilin best of'unu oyladık. Kalekoyde sonrası deniz atlı deniz keyfimiz olduğuna karar verdik:) sence??:)
canımıniçi, hoşgeldiinnn, ya ben bütün yazdıklarımı sana yazıyorum sen yoktun :-)
Beğenmene çok sevindim bebeğim :-)
Best of seçiminde deniz atları için benden de on puan :-)) Kesinlikle unutulmazdı...
Bir an önce blogunu aktif görmek, yorum yapmak istiyorummmm...
çoookkk öpüyorum...
Yorum Gönder