23 Ağustos 2011 Salı

Konuşamıyorum ben yaa..

Sevgili blog,

hani yazan insan tripleri vardır ya, azizim şu aralar adeta kurudum, tek bi satır bile yazamıyorum, kendimi tekrar ediyorum filan diye. Ben konuşamıyorum iyi mi , tam bir cümle kurmaya başlıyorum ki, özne yüklem edat hepsi bi yerde. İçimden gelmiyor başladığım cümleyi bitirmek. Arkadaşlarla son zamanlarda buluştuğumuzda daha çok dinlemeyi seçiyorum, ki bu durum haliyle dikkat çekiyor, normalde süper enercili bi konuşma stilim vardı, artık yok, sorulan sorulara kısa ve net yanıtlar vererek devamı gelecek sohbetin önünü de kesiyorum. Diceksiniz ki iyi de nie buluşuyosun o zaman, valla onu ben de bilmiyorum.

Dün akşam yapacağımız bir iftar yemeği organizasyonu - bir de oruç tutsam iyiydi ama- için 3 kez 20 dk konuştuk diye arkadaşımın canına okumuşum, dün biliyorum bana kızıyosun ama dedi, evet dedim hemen, hem de nasıl, bi yalan söle di mi, yok canım olur mu hiç filan diye. Yok ama, o zaman cümle uzar, böle daha az kelimeyle yırtıyorum. ( Neyse ki güzel geçti, gecenin sonunda buluşmamızın şerefine bir de foto çektirelim dedik, çağırdık garson arkadaşı, ben o esnada başka bi yöne bakıyorum, eleman hazır cevap, küstüyseniz çekmiyim sizi demesin mi, koptuk tabi. Eve geldiğimde de lafı yedim, yavrum biz seni iftara gittin sanıyoruz, sahura kalıcam deseydin ya. Anlayacağınız şahaneydi. )

Bir de isim hafızam zayıfladı, unutuyorum ya, adamın biri var birlikte çalıştığımız, adama iki defadır Yalçın diyorum, düzeltiyor benim adım Tolga, hımm diyorum pardon, ama sende de tolga tipi yok be kardeşim ben napim. Üniversitedeki kankalarımdan birini, bi gün bir arkadaşımla tanıştırdım, aradan zaman geçmiş işte, Taner napıyo dedi, tanımıyorum valla dedim kimbilir napıyor, ya geçen gün tanıştık ya dedi, iyi de onun adı Taner değil ki dedim, nasıl deil ya dedi sanki kendi koymuşçasına emin, ısrarla o çocuğa Taner dedi ya. Şimdi artık anlıyorum ama nie öle olduğunu.

Sanırım beyinde oluşan cümleleri dile aktaran o ara bağlantı kablosu koptu ben de, kısa devre yaptı belki de. Napıyosun sorusuna, valla naptığımı ben de bilmiyorum diyerek yanıt veren bi insana konulabilecek en iyi teşhis bu bence. Denedim baktım bi şarkı söylemeye çalışırken olmuyo o temassızlık, onda da zaten şarkı sözü bilmediğim için diyorum sorun yok. Ama sorun şu ki , sabahları dilimde abuk bir şarkıyla uyanıyorum genelde, kardeşim bu sabah ya sus ya da atla balkondan uğraştırma beni dedi.

İşte sevgili blog, o yüzden gelip gelip sana anlatıyorum, saçma da olsa hala yazabiliyorum, ne olurdu yoksa benim halim.

8 yorum:

two dedi ki...

Sıkı yazıyorsun şaka maka:)
Eğlendim bu yazıyı okurken.
Kendiyle eğlenebilen, zekâ ürünü tespitler ve akıcı bi anlatım:)

Jüri üyesi modunda yoruma döndü:)) Salınımlar güzel ama dönüşlerde sorunlarımız var su:)))

Çok hoştu, ellerine sağlık.

YaşamPINARIM... dedi ki...

Yaz yaz, hep yaz... Yazdıkça yazası geliyo insanın, yazdıkça güçleniyo..aradan bi süre geçtikten sorna dönüp tekrar oku yazdıklarını...
hem kendine inanamayacaksın hem daha da güç dolacaksın...
sen yaz biz de okuyalım ;))

sevgiler...

suvebeyaz dedi ki...

:)))çok sevindim beğenmene two, teşekkürler, mutlu oldum bak durduk yere :)

Bir de sen dememişsin sevgili jüri üyesi, ben ekleyeyim, sahnelere çok yakışıyorum, allah yolumu açık etsin :)

Lô - Lâ dedi ki...

yazi da hos yorum da .. suuu : ))

suvebeyaz dedi ki...

@YaşamPINARIM ; :) aynen dediğini yapıyorum, dönüp arada okuyorum önceden çiziktirdiklerimi, nasıl iyi geliyor bilsen :)

Bu sözlerin üstüne ben nasıl yazmam ki :) yazıcam hep yazıcam :)

sevgiler...

suvebeyaz dedi ki...

Lô - Lâaaaa :) çok teşekkür ederimm...

two dedi ki...

Jüri üyesine ayar çeken yarışmacı tipi ha:))

İçimden bir ses burada yazdığın gibi değil de konuşmada da fena olmadığını söylüyor:) Yalnız o kırmızı pabuçlar olmamış:))

suvebeyaz dedi ki...

:)) eee jüriyi küstürmemek lazım azizim.

İçindeki sese hep güvenme derim :) Bi zamanlar evet öleydim ama kabul :)

Kırmızı pabuçlarıma laf ettirmem bak :))

Yorum Gönder