Sevgili blog ilk konu bir duyurudur;
Sabah sabah blogumu açtığımda Oksitlenmiş Cümleler ( diğer blogumuz ) olmayınca kumanda panelinde, kendimi kötü hissettim. Oysa ne güzel başlamıştım güne. Sevgili Cecil bilgilendirme mesajı atana kadar sormaya da cesaret edemedim. Ama ne yazık ki blog yayından kaldırılmış arkadaşlar, nedenini henüz kestiremediğimiz bi sebepten. Cecil uğraşıyo napılabilceğine dair, umarım en kısa zaman sorun çözülür. Prensesiiimm sen üzme kendini diyorumm burdan da.
Diğer bir konu benim değişken ruh hallerim. Tuhaf şeyler istemeye başladım son günlerde. Mesela en çok neyi istiyorum biliyo musun, bir bilge çıkıp gelse o olmayan dağların ardından, çözemediğim ne varsa bir bir dökse dilindekileri zihnindekileri, birazcık da olsa anlasam bütün bu olanları, şu günlerde en çok bunu istiyorum. İnsanın kalbi elinde atar mı bilmem, benim ki bu günlerde öyle işte. Yapmam gerekenleri erteliyorum, ne yapmak istediğimden emin değilim, ama öte yandan bi güç var beni bişeylere zorlayan, yaşam galiba, ona direniyorum. Amannn özetle ben bu işlerin adamı değilim, kulvarın dışında yarışa devam eden bir at gibi dörtnala bi yerlere sürülüyorum. Allah sonumu hayır etsin daaa ne diyim.
Efenim herşey o kadar kötü değil tabi, tuhaf olan bişey daha, hayat kategorilere ayrıldı benim içimde, toptan üzüntü ya da mutlak sevinç olamıyo böyle olunca da. Ya hep ya hiç'ci tavrımdan bi vazgeçiş var sanırsam, eğlenebiliyorum da içim bi yandan isyan ederken.
Öğlenleri yürüyüş yapıyoruz ofisten bir arkadaşla, zaten 7-8 kişiyiz, insan yüzü görmüyorum ağaç ve çiçek dolu yollarda yürüyelim dedik. Ama eleman enteresan, yolda selam vermediğimiz, bizi tanımayan insan kalmadı, nası sosyal bişi, bazen öyle hareketler yapıyo ki diyorum ben sizi tanımıyorum, hadi burdan ayrılalım ben tek yürücem. Geçen hafta bi gün 1 kız 2 erkek çocuğu 13-14 yaşlarında, birinin elinde bir fotoğraf makinası bize doğru geliyolar. Fotoğrafınızı çekebilir miyiz bir çalışma yapıyoruz dediler, dedim üzgünüm çocuklar beni değil ama bu beyfendiyi çekebilirsiniz, bi baktım zaten adam poz veriyo. Olmaz dediler, biz ikinizi beraber çekmek istiyoruz, dedim ünlü mü oldum len acep haberim yok, paparazzi düştü peşime. Yanımdaki arkadaş öyle pozlar veriyo ki ama bu arada, çocuklar deli biraz galiba dercesine bakakaldılar.
Bugün de aradım, bi alışveriş merkezine gidelim alışveriş yapmak istiyorum ben, hava da serin zaten olmaz mı dedim. Ne dese beğenirsiniz, aa tabi süper olur, ama çok yavaşsınız, yemeğinizi lütfen hızlı yiyin, çorbayı yarım için mesela, çok zaman kaybediyoruz. Yemekte gözümün içine bakıyo bir an önce bitireyim kalkayım diye, yahu diyorum maratona mı katılcaz acelemiz ne. Hayır bir de resmiyet var, içimden geçenleri de söyleyemiyorum. Bir gün de akıllısı bulsun beni ya, hepsi mi deli olur allamm.
Neyse sevgili blog, ben şimdi gidip şu bilgeyi aricam, belki bulurum ha. Ne demişler arayan mevlasını da belasını da....
Sabah sabah blogumu açtığımda Oksitlenmiş Cümleler ( diğer blogumuz ) olmayınca kumanda panelinde, kendimi kötü hissettim. Oysa ne güzel başlamıştım güne. Sevgili Cecil bilgilendirme mesajı atana kadar sormaya da cesaret edemedim. Ama ne yazık ki blog yayından kaldırılmış arkadaşlar, nedenini henüz kestiremediğimiz bi sebepten. Cecil uğraşıyo napılabilceğine dair, umarım en kısa zaman sorun çözülür. Prensesiiimm sen üzme kendini diyorumm burdan da.
Diğer bir konu benim değişken ruh hallerim. Tuhaf şeyler istemeye başladım son günlerde. Mesela en çok neyi istiyorum biliyo musun, bir bilge çıkıp gelse o olmayan dağların ardından, çözemediğim ne varsa bir bir dökse dilindekileri zihnindekileri, birazcık da olsa anlasam bütün bu olanları, şu günlerde en çok bunu istiyorum. İnsanın kalbi elinde atar mı bilmem, benim ki bu günlerde öyle işte. Yapmam gerekenleri erteliyorum, ne yapmak istediğimden emin değilim, ama öte yandan bi güç var beni bişeylere zorlayan, yaşam galiba, ona direniyorum. Amannn özetle ben bu işlerin adamı değilim, kulvarın dışında yarışa devam eden bir at gibi dörtnala bi yerlere sürülüyorum. Allah sonumu hayır etsin daaa ne diyim.
Efenim herşey o kadar kötü değil tabi, tuhaf olan bişey daha, hayat kategorilere ayrıldı benim içimde, toptan üzüntü ya da mutlak sevinç olamıyo böyle olunca da. Ya hep ya hiç'ci tavrımdan bi vazgeçiş var sanırsam, eğlenebiliyorum da içim bi yandan isyan ederken.
Öğlenleri yürüyüş yapıyoruz ofisten bir arkadaşla, zaten 7-8 kişiyiz, insan yüzü görmüyorum ağaç ve çiçek dolu yollarda yürüyelim dedik. Ama eleman enteresan, yolda selam vermediğimiz, bizi tanımayan insan kalmadı, nası sosyal bişi, bazen öyle hareketler yapıyo ki diyorum ben sizi tanımıyorum, hadi burdan ayrılalım ben tek yürücem. Geçen hafta bi gün 1 kız 2 erkek çocuğu 13-14 yaşlarında, birinin elinde bir fotoğraf makinası bize doğru geliyolar. Fotoğrafınızı çekebilir miyiz bir çalışma yapıyoruz dediler, dedim üzgünüm çocuklar beni değil ama bu beyfendiyi çekebilirsiniz, bi baktım zaten adam poz veriyo. Olmaz dediler, biz ikinizi beraber çekmek istiyoruz, dedim ünlü mü oldum len acep haberim yok, paparazzi düştü peşime. Yanımdaki arkadaş öyle pozlar veriyo ki ama bu arada, çocuklar deli biraz galiba dercesine bakakaldılar.
Bugün de aradım, bi alışveriş merkezine gidelim alışveriş yapmak istiyorum ben, hava da serin zaten olmaz mı dedim. Ne dese beğenirsiniz, aa tabi süper olur, ama çok yavaşsınız, yemeğinizi lütfen hızlı yiyin, çorbayı yarım için mesela, çok zaman kaybediyoruz. Yemekte gözümün içine bakıyo bir an önce bitireyim kalkayım diye, yahu diyorum maratona mı katılcaz acelemiz ne. Hayır bir de resmiyet var, içimden geçenleri de söyleyemiyorum. Bir gün de akıllısı bulsun beni ya, hepsi mi deli olur allamm.
Neyse sevgili blog, ben şimdi gidip şu bilgeyi aricam, belki bulurum ha. Ne demişler arayan mevlasını da belasını da....
19 yorum:
çok üzgünüm ben.. sadece çok üzgünüm..
:( cecilim sıkma canını, nolcak bi daha yaparız..bi mail geldi ne bu bilgin var mı yeni adres vs. napcaz onu.
bilgilendirme iletişim kurmak için bişey , ama kapandı canım. kumanda panelinde gören varmı diye dağınık oda genel bir mail yolladı
kargacım, bilge insan gelse, tanıyabilecekmisin o 99 kocanın arasından bi kere, yada randevu defterinden yer ayırabilecekmisin bakalım iki satır konuşmaya...teeyyy, çağır sen daha, aha gelir!! nereye gelsinn:)) hem insanlar boşuna dağlara çıkıyolar meditasyona değilmi, salak onlar, çağırsalar gelirmiş bak halbusem..çatlak karga, koca bilge adam, teeeyyyy olmayan dağlardan niye ayağına geliyo yahu, çık bi zahmet sen yanına..bu yeni nesil böyle bilge insan, armut piş, azıma düş, boşver ne gelicen.. :)len 8 yıldır her hafta görüşürüz, daha ona bile her hafta başı randevu alıyorum allahın delisi, gelseymiş, peh... :)
ha bide bloğunu bozup bozup yapmandan vakit kalması lazım :) sahi niye karıştırdığın ortalığı bu kadar yahu :)
aoooo sen de mi blogun ismini değiştirdin ben de neden postlarını görmüyorum diyordum
biliyor musun bilmiyorum, blogunun ismini değiştirenlerin postları listede görünmüyor :(( bu arada oksitlenmiş cümlelere de çok üzüldüm
listemde görülmediğin yetmiyormuş gibi ekleyemiyorum da seni listeye ne olucak şimdi :((
ok cecilim..baktım bu sabah değişen bişi yok hala :(
kargaa, aksiyon eksikti hayatımda ondan sanırsam :)
HerbiRenk, ben de oksitlenmiş cümlelere çok üzüldüm, umarım geri yükler silen arkadaş...
blogumun adresini değiştirdim ismiyle birlikte evet, ama görünmemesi sorununa nası çözüm buluncak bilmiyorummm halaa...
mayam sorma değişiklik işi epeyce zahmetli oldu hem bana hem size yaa :(
bilmem ki napcazz...
bi pas sökücü alıp, oksit cümleleri kapayanı bulmak lazım. sonra pıssssss...sıktım mı tamamdır.:)
markete gitmek için bile bu adama neden gerek oluyor onu anlamadım. yani çok mu ıssız sessiz orman gibi bir yer orası da şehre inmek için adam gerekiyor?:)
tey allaam:)
yaa ne güzel işte çevrende eğlenceli insanlar var, kısmen de olsa bol aksiyonlu günler geçiriyorsundur.
Bi de bana bak :)
Emekliler gibi oldum yemin ederim, bazen kendimden bile sıkılıyorum o derece :)
twooo :))
ya adam eğlenceli tuhafta olsa bazen :)tek başıma sıkıntıdan patlarım ben ya, renk lazım :)
oksitlenmiş cümleler nası olduğunu bilmediğimiz bi biçimde geri döndü, oohhh dedik yani :)
kuccukkurba, valla benim hayat bol aksiyonlu, emekliliğimde de sıkılmam, kahve grubum bile hazır :))
eklemek isterim ki sen kendin eğlencelisin ya, onca şeyde bile mizah buluyosun, emekliler gibi olmana imkan yok :)
aslınd agaliba mutlak bir doğrunun olmayışı güzel. Bir yanım anne-eş,çalışan kadın diğer yanım yapayalnız. Ankaraya yakışır hallerde işte hallerimiz ne dersin?
kesinlikle haklısın Nehir İda, bütün suçlu bu ankara bence, şehirler kendilerine benzetiyor insanı :)
mutlak doğru varsa ben yandım zaten, yanından geçmez benim doğrularım :)
ben tek kelamlık yorum yapacağım..Bi git Allahını seversen..
Avram tek kelam yetiyo zaten, anladım sanırsam:)
Yorum Gönder