Ne çok olmuş yazmayalı, içimi dökmeyeli buralara. Günlerdir kendi kendime konuşuyorum, anlatıyorum, arada bir etrafımdakilere eziyet ediyorum, ama yazmak gibisi yok, gözümün önünde dans eden harfler var ya, ne güzelsiniz.
Şimdi efenim, yine bir yığın aksiyon yaratarak devam ediyorum hayata. Berbat bir kışın ardından, baharın ortasında biraz canlandı ruhum, yavuklu yaptım kendime :) Kendim sürece alışıp tadını çıkarmaya başlamadan, sevgili dostum M'yi ikna etmeye çalıştım bu ilişkiye. Adama, seni terk edeceğim, ama gününe karar veremiyorum diye diye dört ayı tamamladım, iki evlenme teklifiyle. Bir gün bunları okursa vay halime ama neyse. Kafamda deli sorular, bitmeyen sorgular. Neyin yanlış neyin doğru olduğunu birisi gelip söylesin istiyorum, ilk kez kendi kalbime de aklıma da güvenmiyorum. Yıllar içerisinde kendimizden daha emin olmayacak mıydık, ben mi yanlış anladım !!!
Sonra, Mayıs ayının ortasında, büyük bir şuursuzluk yapıp yığınla borca girerek kendime şirin mi şirin bir ev aldım. Evi aldığımı söylediğimde babamın tepkisi haliyle ne içirdiler sana oldu, şimdi düşününce hak veriri gibi oluyorum aslında. Son aylarda eşya bakmak, taşınmak, yerleşmek vb. organizasyonlarla meşgulüm, bir yandan çok keyifli diğer yandan yorucu, ne çok detay varmış arkadaş. Tabii ki kendi içinde bir devrim bu, Anadolu'nun bağrında büyümüş anne babama, benim artık kendi düzenime ihtiyacım var, ayrı eve çıkıyorum diyorum. Bir gün bütün bunları kendi başına yapacağıma hayatta inanmazdım ama, zaman nelere hazırlıyor hepimizi.
İş hayatı desen son yılların en hareketlisi oldu, günlerce gezdim, ne toplantısı bitti, ne raporu. Keyif aldım gezerken de çalışırken de, her ne kadar uykusuz geceler, bitmeyen sorumluluklar da olsa. Tam biraz dinginleşti, biraz da bunun tadını çıkarayım derken, bitmeyen tezim gündem oldu. Üç haftaya kadar vermezsem nihayet atılacağım okuldan, bir azimle yazıyorum ya bakalım. Bilim dünyasının üstüne bir kabus gibi çökeceğim demiştim :)
Zamanın ne çabuk geçtiğini görüp, bazen paniğe kapılıyorum bu kadar hareketin içinde. Sonra, akışa bırakıyorum kendimi, su nereye götürürse... Anlayarak, öğrenerek, affederek büyüdüğüm her an için teşekkür ediyorum hayata, daha az küskün daha az isyankar oldum bu günlerde.
Ötelediğim, yapmaya korktuğum her şey için güç istiyorum biraz, biraz daha kararlılık şimdilerde.
Sen koru beni İsa.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder