22 Mayıs 2017 Pazartesi

Beni kategorize et

Şimdi efenim benim hayatım kategorizasyon üzerine kurulu, böyle bir dal yoksa da artık var. Diyeceksin ki nasıl, böyle hayat mı olur, let meee explain beybii. Eğer bir insanı, bir olayı ya da bir duyguyu daha önce tespit ettiğim, beynimin çekmecelerine kaydettiğim kategorilerden birinin içerisine atabilirsem değme keyfime. O zaman ne dert kalıyor ne tasa, çünkü o durumda bütün bileşenler belli, akış belli, dahası sonuç belli. Ama o sürece kadar olan kısım sancılı, ağrılı, günlerim acılı ezme kıvamında.
 
Dün akşam itibariyle, aylardır kafamı kurcalayan bir konuyu da çözme şerefine eriştim, bir durum çözümlemesi yapıp derhal ilgili kategoriyle eşleştirdim ve büyük bir huzura erdim, inan bana konunun bir önemi yok. Bugün hayat bir güzel, bi boş, bi anlamsız, bi sade. Anlamsız diye sevinir mi insan diyorsun biliyorum ama, anlam yüklemeye çalışmak da yoruyor bazen, omzumdan bir yük kalktı inan.
 
Elimdeki bu bilgiyle neler yapabilirim gel bi düşünelim. İnsanlıkta bir üst seviyeye tırmanmış biri olarak, daha az üzüleceğim kesin, ki belki de en önemlisi bu. Sonra, yüceltme eylemi konusunda ne kadar bonkör biri olduğumu görme şansına eriştiğim için kendime bir ödül verebilirim, ki bu da kendime olan sevgimi bir kat daha arttırır. Son olarak da, her şeyi olduğu gibi kabullenebilme yetisi kazanma konusunda bir adım atmış olurum. E bundan iyisi can sağlığı.
 
İşin özü; bazen hepimizin insan olduğunu unutup, insanüstü beklentiler içerisine giriyoruz, ki kimseye faydası yok. Akışına bırakmak lazım, sorgulamamak lazım, geleni de gideni de anlamaya çalışmak yerine öylesine yaşamak lazım. Bunları yapabilmeyi öğrenmek için de, ne kadar sıradan varlıklar olduğumuzu, yaşadıklarımızın benzer kalıplar içerisinde kaldığını, kimsenin bir farkının olmadığını da bir kez daha hatırlamak lazım. Henüz öğrenciyim ben yolda, hayatın ortalarında ama bu yolun başında, bakalım payıma daha neler var, yarın ola hayrola....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder