Yazmanın aslında benim için nasıl iyileştirici bir yanı olduğunu yeni anlıyorum, buraya yazma isteğimin olmamasının da iyiye işaret olduğunu düşünüyorum artık, ağrı yoksa yazı da yok.
Ailenin son kıdemlisini uğurladık iki gün önce, yıllarca içten içe kızdığım, bencilliği yüzünden etrafındaki herkesin hayatını alt üst ettiğini düşündüğüm ve öldüğünde çok da üzüleceğimi düşünmediğim dedemi. Hep bir kıyaslama içindeydim, bir yanda sürekli bir bağ kurmaya çalışan sevgisini gösteren bir dede, diğer yanda kendi mutluluğu için hiçbirimizi yıllarca görmemeyi göze almış bir adam. Çoğunluğun yapacağı gibi ilkini sevdim ben de, ikincisiyle olabildiğince mesafeli bir bağ kurdum bunca zaman.
Bir insanın çocuklarını niye sevmeyeceğini, kendisine karşı gelinen her noktada nasıl hayatından öfkeyle çıkarıp atabileceğine tanık oldum. Kendince doğruları olan bu adam, tabi olsun istedi herkes ona, olunmadığında ise her zaman yaptığı yolu izledi, kırdı, döktü, uzaklaştırdı, kaçtı.. Çocuklarının ne büyüdüğünde yanındaydı, ne en zor dönemlerinde, hayatımızda olmadığı zamanlarda da hep ona dairdi anlatılanlar, orta yerindeyken de hayatımızın gündemimiz oydu.
Ailenin son kıdemlisini uğurladık iki gün önce, yıllarca içten içe kızdığım, bencilliği yüzünden etrafındaki herkesin hayatını alt üst ettiğini düşündüğüm ve öldüğünde çok da üzüleceğimi düşünmediğim dedemi. Hep bir kıyaslama içindeydim, bir yanda sürekli bir bağ kurmaya çalışan sevgisini gösteren bir dede, diğer yanda kendi mutluluğu için hiçbirimizi yıllarca görmemeyi göze almış bir adam. Çoğunluğun yapacağı gibi ilkini sevdim ben de, ikincisiyle olabildiğince mesafeli bir bağ kurdum bunca zaman.
Bir insanın çocuklarını niye sevmeyeceğini, kendisine karşı gelinen her noktada nasıl hayatından öfkeyle çıkarıp atabileceğine tanık oldum. Kendince doğruları olan bu adam, tabi olsun istedi herkes ona, olunmadığında ise her zaman yaptığı yolu izledi, kırdı, döktü, uzaklaştırdı, kaçtı.. Çocuklarının ne büyüdüğünde yanındaydı, ne en zor dönemlerinde, hayatımızda olmadığı zamanlarda da hep ona dairdi anlatılanlar, orta yerindeyken de hayatımızın gündemimiz oydu.
En azından biz torunlarını çocuklarından çok sevdi bunu biliyorum, zor da olsa denedi, durmadan anlattığı hikayeler, bitmek tükenmek bilmeyen nasihatleri karşısında çok kaçtım ama yine de sevdim kafa tutan o deli ruh halini çoğu kez.
Anneannemin onu neden bu kadar sevdiğini anlamadım hiç, baktığında bizim gördüğümüzden çok farklı bir adam gördüğüne eminim elbet, yoksa yaşadıkları karşısındaki dayanıklılığı başka türlü açıklanamazdı. Yıllarca kızdığım adamı belki de affetmeye başladığım ilk an, anneannemin ölümünün ardından eşyalarını almak için gittiğimiz o gün pencere kenarındaki koltukta gözleri dolu çaresizce oturduğu andı, ağlayarak çıktım oradan, bu defa giden için değildi gözyaşım, o koca evde yıllar sonra bir başına kalan o adam içindi.
Son aylarda kıpırdayamadan yattığı yatağında boş gözleri ve vazgeçmiş hali karşısında onlarca anı geldi gözlerimin önüne, gücünün hiç bitmeyeceğine inanan adam artık yoktu, ilk kez herkes kadar acizdi doğa karşısında. Ölümünün ardından, bir baba özlemiyle yıllarını geçiren anneme ağladım daha çok, annem ise onca çabasına rağmen bir bağ kurmayı başaramadığı aslında hiç olmamış babasına...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder