2 Eylül 2016 Cuma

Eylül

Her ne kadar çok aksiyonlu gibi gelse de stabil bir hayatım, bir o kadar da dingin bi ruh halim var. Ben diyeyim yüzyıllardır, sen de zamanın başından beri. Tanımlı bir frekansta titreşiyor etrafımdaki her şey, artı eksi yüzde beş değişime izin veriyor sadece evren, biraz olsun rutini kırıldıysa eğer, duyduğum heyecanın hüsranla son bulması, gördüğüm düşten uyanmam an meselesi. ( Zaman zaman işlerin çığırından çıktığı oluyor, genel teamüller gereği onları ortalamaya katmıyorum. )
 
Senelerimi bu vaziyette geçirmiş olmam da yetmiyor kabullenmeme, diyorum ya sonsuz keredir, geç öğreniyorum ben, çabuk unutuyorum, zihnim her başlangıçta tabula rasa. Belki de iyi bir şey bu, bilmiyorum. Yine de baktım ki kendime bunu anlatmakta güçlük çekiyorum, etrafımdakileri uyardım ben de, ola ki yine bir gün şuursuz bir sevince kapılır, şu hayatta değişimin mümkün olduğuna inanırsam uyarın, pikler de dipler de olacak ama aslolan o düz çizgi deyin bana. Dinler miyim ? Sanmam ama..

Astroloji şu hayatta yegane rehberim oldu ona yanarım, kafasızlığımın maksimum boyutlara ulaştığı şu güzelim günlerde imdadıma yetişti yine. Dünkü güneş tutulmasının etkisiyle Merkür ile ters açı yapan Satürn bir taraflarına kaçtı dünyanın.. yani öyledir herhalde.. Bugün olup bitenleri başka türlü açıklayamadığımdan, bu bilimsel yaklaşımla kucaklıyorum. Sabah ofise geldiğimde ilk manzara ağlayarak arabasına binerek giden bir çalışma arkadaşım oldu, ardından yağmur adam arayıp kaza geçirdiğini söyleyince hastanede bulduk kendimizi, kankim dün yaşadığı bir saçmalık nedeniyle adliye koridorlarında ve gün daha bitmedi, umarım bunlarla sınırlı kalır olanlar. Aksiyon isteğimizi her seferinde yanlış yorumlayan evren, sen bi dur gözünü seveyim, bi dur ya.

Hayatıma renk getirme aktiviteleri kapsamında giriştiğim banyo tadilatı sebebiyle, terk-i diyar eyledim birkaç gündür evimden, ne zormuş arkadaş göçebelik, bazen üstüne üstüne gelen o dört duvar ne de güzel bi şeymiş oysa. Kutu gibi evimin biteceği ve taşınacağım günleri de heyecanla bekliyorum artık, bir de balkon olsaydı ya.

Yola çıkıyorum bu akşam, bozulan rot balans ayarlarımı düzelttirmek için bi nefeslik kaçacağım, sonsuz yeşil ve sonsuz mavi benim sonsuz iyimserliğimle birleşince biraz daha kaldığım yerden devam edebilirim sanırım...Rağmen yaklaşan sonbahara.. Ne de güzel demiş büyük usta, Cemal Süreya,

"Dedim ya, Eylül'dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimin."

Hayata.....


 
 
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder