Güneşli iklimlere ihtiyacım var dedikçe ben günlerdir, Ankara Londra'ya döndü arkadaş. Kuzey iklimleri bana göre değil diye şurada kalmama bahaneler uydururken, başıma gelenlere bak sen. Neyse ki, havaların ısınmasıyla kimyam değişmeye başladı, yorucu bi iklimi geride bırakmış olmanın saadeti içindeyim.
Son günlerde öylesine agresif, öylesine nemrut bir varlık haline dönüşmüştüm ki, kendimle ilgili ciddi endişelerim vardı. Bi baktım ki çok çabuk sinirleniyorum, tahammülüm azalmış, daha az gülüyorum, sürekli problemlerle karşı karşıyayım. Yediğim yemeğin tadını almıyorum arkadaş, daha kötüsü ne olabilir, kebap insana ayşe kadın fasulye gibi gelir mi, geldi işte. Yaşadığım, kendi içinde hareketli, ama aslında tekdüze günler birbirinin ardı sıra, kendimden sıkıldım inan.
Son günlerde öylesine agresif, öylesine nemrut bir varlık haline dönüşmüştüm ki, kendimle ilgili ciddi endişelerim vardı. Bi baktım ki çok çabuk sinirleniyorum, tahammülüm azalmış, daha az gülüyorum, sürekli problemlerle karşı karşıyayım. Yediğim yemeğin tadını almıyorum arkadaş, daha kötüsü ne olabilir, kebap insana ayşe kadın fasulye gibi gelir mi, geldi işte. Yaşadığım, kendi içinde hareketli, ama aslında tekdüze günler birbirinin ardı sıra, kendimden sıkıldım inan.
Bugün dur dedim bu gidişe, hayatı bu kadar kontrol etmenin kimseye faydası yok, elindekilerin kıymetini bil, sızlanmayı bırak, daha çok harekete geç, daha az üzül. Üzerime geçirdiğim o ikinci deriyi değiştirmek için bundan iyi bi zaman dilimi de yok, çok geç olmadan başla. Bundan sonra bütün boş vakitlerimi parklarda bahçelerde geçirip, doğayla iç içe olacağım, olumsuzluklar üzerine daha fazla konuşmayı da bırakıyorum.
Tezim için biraz olsun emek vermeye başladım, Eylül'e kadar bitirip bilim dünyasının üzerine bir karabasan gibi çökeceğim, sanki şu ülkede yazılan tezlerle kalkınmışız arkadaş, o alıntı bilimine bir de benimkisi eklensin. Açık hava, oksijen, üstüne arada bir içilen bira, bütün beyin hücrelerimi harekete geçirecek diye ümitliyim.
Efenim kendimle ilgili çok şahane tespitler duyuyorum sevgili arkadaşlarımdan, sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum ama, işin aslı, beni benim kadar tanıyolar la. Geçtiğimiz günlerin birinde, Absalom' un bir yazısına yorum yapan İsyankar Kuzu'mun hakkımda söylediklerini birer bilim insanı edasıyla inceleyelim gel.
" SuveBeyaz'ı şu kadar tanıyosam ev borcu ödeme işinden sıkılıp vazgeçer bi süre sonra...Elinde de excel tablosu olur, şunu böyle yapıp bunu böyle ödersem diye...bankacılık sisteminin henüz akıl edemediği, inovatif bir fikirle bir bankacıyı dumura uuratcak yeni özellikler talep eder :) kabul de ettirir...evden vazgeçer ama sıkılmaktan vazgeçmez, ...Gerekçesini de hazırlar, soora o tabloyu siler...
En soora da , "amaaaan uzun süreli bağlılıklar bana göre diil" diip uzak bir sahil kasabasında denizi tepeden gören, kaktüsle dolu bir yere talip olur, ben burayı adam ederim diye :)) bi de bize ekolojik, doğal alan vs. diye gösterir, gururlanır :)...hayatının ondan sonrasını orda geçircekmiş kibin :) yapar yaneee...güveniom :)) "
Zaten hayatta kendini iki kelimeyle tanımla deseler, bunlar aklıma gelir ama utandığımdan söyleyemezdim. Sıkılgan ve bağlanma problemi olan biriyim işte, elimde excel tablosu, hayatın parametrelerini optimize etmeye kalkarken, o hesaba katmadığım değişkenleri ile beni paralize ediyor. Salağım demeye dilim varmıyor, yoksa işin özü bu. Her sabah aynı insanlara günaydın demek istemiyorum ben diyerek işi bıraktım, sekizinci işyerimde çalışıyorum, istikrar konusunda ciddi problemlerim vardı ki, artık değişti sevgili seyirciler, geçtiğimiz haftalarda 5. yılımı kutladım hala çalışmaya devam ettiğim bu güzide işyerinde, düşündükçe ağlayasım geliyor, sevinçten vallahi.
Ama düşündüm ki beni ben yapan bunlar. Her sabah uyanmak için o heyecanı bulamazsam, gözlerimin içi parlayarak işime dört elle sarılmazsam, ruhunu teslim etmiş ama Azrail almaya kıyamamış bi edada her günü geçirirsem, ne anlamı var ki bu sürekliliği sağlamanın. Yanılıyor muyum ? Muhtemelen evet, amaaannn doğruyu da söylemeyiver...
Dün akşamdan beri o kadar sempatik tavırlar içerisindeyim ki, birlikte tepki verdiğimiz bir sürü olay karşısında benim vurdumduymaz hallerimi gören annem şüphe etti, biz sana çok yükleniyoruz iyisin di mi diye. Aslında şimdi çok iyiyim, bitti, geçti gitti her şey. Değişen olaylar değil tabii ki, yukarıda bahsi geçen sıkılgan yapım sayesinde, bunları dert etmekten de sıkıldığımı fark ettim. Konuştukça paylaştıkça azalacağını düşündüğüm şeyler aldı beni girdabına, sürükleniyorum tozun toprağın içinde. Gitmek istediğim yerden millerce uzaktayım, ben oturmuş nelerle uğraşıyorum. Geçirdiğim en uzun depresyon dönemi oldu bu anlayacağın, tarihimde ilk.. Depresyon değil, süresi tabii ki. Her şeyde değil ama, sen bu konuda beni istikrardan koru İsa.
Ama düşündüm ki beni ben yapan bunlar. Her sabah uyanmak için o heyecanı bulamazsam, gözlerimin içi parlayarak işime dört elle sarılmazsam, ruhunu teslim etmiş ama Azrail almaya kıyamamış bi edada her günü geçirirsem, ne anlamı var ki bu sürekliliği sağlamanın. Yanılıyor muyum ? Muhtemelen evet, amaaannn doğruyu da söylemeyiver...
Dün akşamdan beri o kadar sempatik tavırlar içerisindeyim ki, birlikte tepki verdiğimiz bir sürü olay karşısında benim vurdumduymaz hallerimi gören annem şüphe etti, biz sana çok yükleniyoruz iyisin di mi diye. Aslında şimdi çok iyiyim, bitti, geçti gitti her şey. Değişen olaylar değil tabii ki, yukarıda bahsi geçen sıkılgan yapım sayesinde, bunları dert etmekten de sıkıldığımı fark ettim. Konuştukça paylaştıkça azalacağını düşündüğüm şeyler aldı beni girdabına, sürükleniyorum tozun toprağın içinde. Gitmek istediğim yerden millerce uzaktayım, ben oturmuş nelerle uğraşıyorum. Geçirdiğim en uzun depresyon dönemi oldu bu anlayacağın, tarihimde ilk.. Depresyon değil, süresi tabii ki. Her şeyde değil ama, sen bu konuda beni istikrardan koru İsa.
11 yorum:
:)) Sen hep kıpır kıpırsın...Arada mola da vermek lazım tabe bu hareketliliğe...Ne demişler her patolojinin bir işlevi vardır canım benim :))
Depresyon bile yaşam enerjimizi toparlama , belki de ruhumuzun günlük koşturmacalara dur demesinin adı konmuş hali olabilü:))
Sana söyliim...Bizim bünyeler tatil istiyo hem de en kısa zamanda...
Güneş gözlüğü altından yan şezlongdaki biscolata yavrusuna bakmaklar olsun, efandıma söliim kocasından gizli alışveriş yaptığını kocaya açık eden patavatsız arkadaşına kaş göz eden teyzeleri gözlemlemek (asla gözetlemek diyıl, yannış annaşılmasın :)) ya da havaalanında ve uçakta herrr annn ve saniye "connecting people" modundaki çiftimizle aynı otelde kaldığımızı, şezlongdan şezlonga elele tutuşmak marifetiyle aşkını yurtiçi ve yavru vatana haykırırlarkenöğrenmek olsun, odaya şarap gönderen müdürlerden soora herşey dahil konseptinde suyun herşeye dahil olamadığını öörenmek olsun :))...
Bünye bunnarı istiyo bi yerde :))) "hep mi isteeeerrr hiiiç miiii bulamazzz ( Mustafa Sandalı'ın bööle bi şarkısı vardı di mi? :))
Bak o zaman depresyon filan kalıyo mu :))
Güneşten ve denizden gelen sağlık (dgs=spa=sanus per aqua :)) da eklendi miydi değmeyin keyfimize :)) (dgsyi ben uydurdum...yok ööle bi kısaltma :)
Not: tespitlerimi beendiğine ve alıntı yapmana pek sevindim :)
öpenzi...
:)))))
isyankar kuzum laa, sen diyosan kesin öyledir, daha mı iyi bilcem bi psikologdan, haddime diill:)
ayy bence zaten beni ayakta tutan, bu söylediklerin, aklıma geldikçe gülüyorum, ne kadar eğlendiğimizi hatırladıkça keyifleniyorum:))
hem de nasıl istiyor bi tatili bu bünye ahhh ahhh, kendime hedefler koyuyorum, biraz daha dişimi sıkayım, soooraa hoopp tatil, ayy dayanamicimm daha fazla:)
tespitlerine bayılıyorum bibiğim, beğenmek ne kelime:) insanın kendisinin dışardan, hem de komik bi dille anlatıldığını görmek çok güzel:) alıntı benim işim ayrıca, citation kelimesine bayılıyorum, hele ki şu aralar:)
la şimdi 2 psikolocik delinin altına yazıyom ya isa çarpsın cesaret bende.
arabanın arkasına yazdırayım da perte çıksın.
kuzu delirmiş seni de delirtmek istiyo bak demedi deme. hep tatil mıncınıklamaları bunnar. gidin işinize çalışın hade. ben tatildeyim zati ne mokuma. işin yoksa film izle uyu ye iç gez. saçmalık.
kuzu deli, kıvırcık haşin. ben de uyuyayım bari.
giderim.
:)))))
syrakusa, sen de bizdensin cesaretin ondan geliyor bence:)) üçüncü psikolocik deli, tatilin tadı çıkmaz mı, günah değil mi, sen ne demeye uyukluyosun oralarda:)
çok eğlenceli geçiyo yaa bizim tatiller, isyankar kuzuylan gülmekten yüzemiyoruz düşün:) kalk hadi kalk, etrafı gözlemle, olup biteni yaz, güneşin nasıl bi kurtarıcı olduğunun farkına var:)
güneş mii !!!
hsssssss :((((
tabutumda mutluyum ben yanayım istiyon de mi ? pelerini daha yeni aldım kurutemizlemeciden beaa ..
:)))))
ayyy tamam, yat sen öleee, tatil yapmayı bilmeyenleri gönderirlerse böle olur, allaa allaa yaaa:)
Gülümsedim burada olman sevindirdi.İnsanız sonuçta hepsi,her şey bizim için..
CEREN DEREN, teşekkür ederim:)
pıh pıh...deneme 1...2...3...sessss....ssssss.... :)
Söölemesi ayıp ben de blog adresi aldım da ordan yaziim didim...deniom :)
anlaşıldı merkez...olmuş...stop:)
Hahahahah... daha birkaç saniye önce girip baktım sayfana, şimdi de bunu gördüm:))
en kısa zamanda yaz iki cümle, bak çok değil sadece iki cümle:)
zaman kalırsa yazcam :) herşey sıraynan :))
Yorum Gönder