Yoğun mu yoğun geçen iki haftanın ardından bugün hiç çalışasım yok, motivasyonumu alıp götürdüler bir yerlere, dışarda parlayan güneşin de hiç suçu yok değil. Ama garip bir durgunluk varmış üzerimde, ben farkında olmasam da pek, sessizliğimi hayra yormadılar görenler, oysa iç dünyamda nasıl da mesudum bir bilsen, tamam mutluluktan çıldırmıyorum ama o çelişkiler yumağı yok en azından evreni, insanları anlamaya dair, geçti, hepsi geçti...
Son zamanlarda bu kadar seyahat ettiğimi gören yakınlarım, sahi sen ne iş yapıyordun ya diye sormaya başladı, hem de çemberin içindekiler bunlar ha, şimdiye kadar dikkat çekmeden yaşamayı başarmışım desene. Nerden başlasam diye giriyorum söze.. En son isyankar kuzunun bir arkadaşıyla tanıştığımda, ona verdiğim kısa özetten sonra, bence sen erkeklere işinden hiç bahsetme, daha soft işler yaptığını söyle geçiştir, erkekler korkar, kaçar böyle kadınlardan dedi. Ben de o gün bugündür daha bir dikkat ediyorum inan, söyleyeceklerimin yarısını susuyorum, geri kalan yarısı içimde dağılıyor bir yerlere.
Başka ülkeler görmek iyi geliyor bana galiba, değişik insanlar tanımak, tanıdıklarımı unutmak... Mutfaklarıyla pek barışık olmasam da aç kalmıyorum en azından, içimde bir parça enternasyonel bir varlık yaşıyor galiba. Yine de şuraya döndüğümde nasıl bir mutluluk geliyor anlatamam, ben kopamıyorum köklerimden ya, ülkelerinden kopup gidip, bilmedikleri bir dünyada hayata tutunmaya çalışan insanları görünce üzülüyorum, başarmış olanlar da bile bir burukluk, bok var sanki burada..
Ara sıra nerden gelip, nerde durduğumu ve bazen nereye gittiğimi gözden geçiriyorum. Öyle derin düşünmeyi beceremiyorum zaten, kısmı akıllılık halleri.. Soba ile ısıtılan bir salona açılan penceresiz, kapkaranlık bir oda ve kapıyı açmayla soğuğun iliklerine işlediği bir diğer oda. Yağmurda karda sürekli damlayan bir çatı, evin ortasında bir leğen, sobanın üzerinde ısıtılan ekmek, odadaki yoğun sigara kokusu, bir yığın insan, her şeye rağmen kahkahalar, bitmeyen sohbetler...Özetle bir insanın okumaması için gereken ne varsa hepsi mevcuttu. Şimdi kimi zaman, uluslararası şirketlerle aynı masada oturup bilmem kaç milyon euroluk işlerden bahsediyor olmak tuhaf geliyor. Sonuçta ben hala o paraları kazanamıyorum o ayrı da, mesleki tatmin benimkisi.
Aksiyon isteğime bu denli olumlu yanıt veren evreni sevmeye başladım sanıyorum, pek durulacak gibi olmayan bir hareketlilik var çevremde. Frekanslarımız bu defa uydu diye düşünmeye başladım, doğru anladın beni, devam et böyle e mi?
11 yorum:
Yazdıklarını okurken kahkaha attım :) Bana da soruyolar SuveBeyaz ne işle meşgul diye...Şöyle bir kaykılıp, sanki yaptığın işlerde, mesleğini edinirken verdiğin emekte payım varmış gibi hafiften bir gurur şeysiynen ve sesimi bir tiyatrocu misali azcık diyaframdan çıkartarak, ciddi bir tonda "şimdi aslında tek bir iş yapmıyor" diyorum....Senden öğrendiğim teknik terimlerle falan süslü cümleler kuruyorum :))
Afallıyolar, ayyy ne işler var tarzında...Yaaa diyorum...Maalesef "erkek"lerin kendilerine ait gördükleri ve bu nedenle kendilerini yıpratmadan edindikleri "statülerini" ( bak hala unutmadım bunu) birbirlerini ağırlayarak korudukları bir alanda "sırf kadın olduğu için, en minimum dozu mikro mimik ve jestlerle rahatsız olduğunu göstermekte bir sakınca görmeyenlerin çalıştığı bir işte kadın olarak çok başarılı "diyorum karşı tarafın takdir ve şaşkınlık ifadelerini kabul ederken..Tabii burda sesimde gurur tınısı bi' kaç kat yükseliyor :))
Fekaaaaat..Şşöyle bişi var....Her anlatışımda farklı cümle kuruyorum ne iş yaptığını anlatırken...,Yaaaniii, anlattıklarından biliyorum da tam nokta atışı bişi diyemiyorum :)) ... (Gurur duyma:Çocuğu üniversitede okuduğu için komşu teyzelere hava atma amacıyla övünen ama üniversite ve/veya bölümün adını bi türlü denk getiremeyen anne sendromu :))
Tıpkı "ayyyy anlooyorom daaaaa konuşamıyoroooğğmmm" diyen ama ortaokulda veya lisede haftada iki saat gördüğü ve bizim sistemimizde "gud mornink tiiiğğçıııır"dan maalesef ileri gidemeyen ve gittirilmeyen; dolayısıyla duyduğu iki kelimeyi anladığını zanneden yabancı dil engelli arkadaşlar gibi bir yanılsama da olabilir benimkisi :))) (eğitim sistemi eleştirisi, kendini bilmeme, hava attığını zannetme, karşıdakini yabancı dile hakim olduğuna inandırdığını düşünerek aptal yerine koyma,iş başvurularında bildiği yabancı dil kısmının hep "iyi" derecede kısmını işaretlemeye meyilli olma hatta internete konan yönetici CV'lerinde de "iyi"nin "çohhh iyi" mertebesine zıplayıvermesi sendromu...)
Neyse...Konuyu daatmiimm...Canım benim, kolay gelsin...Nasıl çalıştığını biz biliyoruz...Aslında başkaları da biliyo ya neyseee....O konulara girmiciimmm...( Buluşunca gireriz'in girizgahı :))
Bir çocuğun eğitim almaması hatta mafyöz(ilk kez yazıya döktüm bu kelimeyi) ve de her gün karakoldan toplanabilecek kıvamda yetişmesi (!) için bütün şartların olduğu ama bir tek ders çalışma ortamının olmadığı süper geçmişlerimiz sayesinde ayakta duruyoruz belki de...(Konuyu "biz yine mikkemmel çıktık"a bağlama sendromu :))
Ama, şurası da bir gerçek ki (daha önce de dediğim gibi ) çabalamaktan yorulan ruhumuz, tırmalamaktan kanamış ellerimiz birileri tarafından bizim için hazırlanmış yani bize hazır gelmiş tepsilere uzanmak istiyor bazen...(Hüzün, ismimden de eksik olmayan İsyaaağğğnnn, yine de kuyruğu dik tutma y sendromu :))
İşlerimizde milyon euroların, dolarların kararlarını verirken, yan sandalyede ünlü bir politikacının evladı oturabiliyor bazen... Biz anadolu lisesine girelim diye mahvolurken puansız girilen bir özel okuldan mezun olunulmuş, böyle özel özel devam edilmiş vs...Derece yapsan da, mülakatta ağzınla kuşu tutup konuştursan da elenebildiğin sistemin bir yerinde insaflı ve de dik duran birilerinin bizim gibi "referanssız"ları işe alarak; falanca ülkenin üst düzey bürokratlarıyla işleri yürüten ekibin üyesi olmamıza yardım edenlere bir yandan teşekkür ederken bir yandan da kendi varoluşuma şaşırıyorum çoğu zaman senin gibi...
Sonra kendime geliyorum...Diyorum ki olacak o kadar...ne de olsa "social mobility"nin somut "resilient children" örnekleriyiz :))
Bilimsel bitiriiim dedim:)) ...Bunnarın ne anlama geldiği yorumun tümünde gizli...
Merak iyidir...Bi google'a girmeye bakar ;)
Not: Öperim yüreğinden ve zekandan...ve tabii ki arkadaşlığından :))
İsyankar kuzumm, yorumunu okurken bi yandan güldüm, diğer yandan gözlerim yaşardı, ciddi ciddi hem de..Arkadaşlarının seni böyle sevmesi ve görmesi nasıl güzel bi duygu, utandım la bildiğin....Sevginden diyorum bu güzel sözler kuzum benim, ama renkli bi işim olduğu kesin, bazen ne yaptığımı ben bile bilmiyorum:) Bazen yaptıklarımın hiçbir işe yaramadığını düşünüyorum, tek avuntum ise hep heyecanla çalışmak:)) sonuç artık hak getire:))
O gurur duygusu var ya, o kadar iyi biliyorum ki, kendi başarımmış gibi anlatıyorum herbir detayı, ama en çok da hoşuma giden şey, bütün olumsuzluklara rağmen o azim:) ayyy bizim bunları birbirimize söylemeye ihtiyacımız varmış ya la:))) bak yine mikemmel çıktık :)))
Şaka bi yana, ben de artık tırmalamak istemiyorum, bi de kendiliğinden gelsin bişey:))
Sendrom detaylarına bayıldım ayrıca :))) yav vazgeçtim sen blog açma, yorum yaz o da bi sanat neticede:))) hele ki yorum yapmak için gösterdiğin bu çaba var yaa, yuz yılın en çok okunan insanıyım.
Öperim ben de gözlerinden de, o güzel yüreğinden de.. bi daha bu kadar övme, bi garip oldum, valla aglicim yaa:)
Yav ağla diye mi yazdık alla alla yaaaa...Arkadaşımızla aaz tadıynan övünemicek miyiz yaniii? :))
şimdi herşey kabulüm ama işine renkli diyemiciim :D Onu renkli kılan senin sevmen ve "dur ya bu diyalog/adam/kadın/olay vs. çok komik dur bi İsyankar Kuzuy'nan ( yav benim diğer muandiz arkadaşımın (senin diil n'asla :)) nickini bilmiyomuşum ya la :)) Muandiz the Blond'a annatırım diye olayın mizahi yönlerini bize anlatman :)) bir sosyal bilimci olarak voltlu, amperli, damperli bi iş beni açmaz :))
ama yüklenen malzeme/ürün ile kamyonun boyutunu denk getiremeyen ve bir şekilde aynı unvanı taşıdığın adama hata yaptıran eğitimsel, mesleki, kişisel boşluklar ve kaygılardan çok güzel hikayeler çıkabilmesi ihtimaline bayılırım ben :))
Neyse...annamadım...ben mi azimliymişim? o kısmı kavrayamadım gerçekten...kendimi yıllardır rölantide hissettiğim için azim kelimesinin ivmesi bi yabancı geldi nedense :)) Ha yorum yazmada azimliyim...bak o dooruuu :))
Yorum yazıp yazıp da sayfanın hata vermesi çok heves kırıcıııı...servisi kaçırıyodum, sonra yayınlatmak üzere copy-paste-send yapcam diye :)) işte bunnar hep azim bi yerde :))
Madem ihtiyacımız varmış...Takdir auramızı çalıştıralım bu ara :)) ay bi gaza geldim şimdi :))
Ben gidiim Şirinler'li nevresim takımım kuruduysa ütülüyverem de seriverem :)) Annem bile beğenmiş neticede, boru diyıl yani :))
Yorum yazma sanatı diye bişi mi varmış ki? Yoğusa da ben başlatiimmm :D
öpyom çok...en geyik haliminen yazıyom bunnarı...içleri doğru fekat gül diye yazıyorum...Kocaman güll...Hah şööle...öperim :)
:)))))
güldüm, güldüm hem de nasıl:)) deliii, sırasıyla yanıt verimmm dur, yağmur adam bizim dananın adı, Muandiz the Blond iyiymiş ama ya:))
ayyy duygulanma nedenim, daha ne iş yaptığımı bile tam olarak bilmiyorken, sırf sevginden gururlanman:)) ne şanslıyım beee:) Ya valla size anlatma kısmı çok keyifli, hele o anda bir de orda bulunsan ne eğlenirim kimbilir.
Ayyy tabiisii azimlisin, tamam son yıllarda koyvermiş olabilirsin ama o koyvermişlik halinin bile birçoğunun yapamadığı şeyleri başarmana engel olmadığını biliyoruz, eferin kurt:))
Şirinler'li nevresim, hihihih, tabii yılların etkisi, hep demişimdir zamanında yaşican çocukluğunu, millet gidip neler alıyo, bizimkine bak:)
Her sanat, yaratan oldukça var olur:)) yoğusa da yarat napim:)
ayy ben gidiyom, bugün çok möhim açıklamalarda buluncam:))
öperim.
Arada bir kapris neyin yapsa da, evrenle anlaşınca, canı da isterse tabi, şerefsiz bazen çok tatlı oluyor:))
O değil de hakkat merak ettim işini:) Bu gezici meslekleri aslında üğiversiteye giriş rehberlerinde yazsalar falan, bence büyük amme hizmeti olur,
mürdüm eriği:))
bana bugüne kadar genelde kapris yaptı, çok nadir şaştı bundan:)) neyse ki bu hali şahane:)
meslek gezici değil aslında, ben onu o hale getirdim denebilir:)))
kesin bi tanımı yapılabilirse paylaşırım ne iş yaptığımı:))
vuuu harikasin!! Gez bacim, bol bol da yaz :)
haha ilk okudugum bölümde de, calistigim zamanlarda da ve hatta simdiki okulumda bile, ne yaptigimi ne okudugumu anlatamiyorum :D annemle babam bile hep sordular, hala soruyorlar napiyorsun sen diye, o derece :D O da kaderin baska bi oyunu, evrenin ufak bär sakasi:))
Biz burda üç otuza metelik atalım, cevval miyendiz evrene mektuplar, bi kaç ülke gezmeler, yok efendim neymiş statüsyonel paradigmaların erkek salyasına etkisi konulu konfreans frekans çeşitlemeleri felan.. Ohhh!! kuzu desen bildiğin yüce master yoda. Biz burda bi luke skywalker olamadık yanarım ona yanarım. ışın kılıcımı bulsam olcam ama nerdee.. beter böcek kimi nereye soktu!
higss parçacığını bulcam, üstüne kütlesizlik kuramının hawking ışımasını da ispatlıycam kara delikler nah bööle eşşek kibin kalcak evrende.
yok öyle öününe geleni yutarım kralını tanımam havaları sökerim dalağını kara delik sen kimle dansediyon!
konu neydi ya ?
Ya syrakusa, naptın sen böyle, boşver konuyu boşver:))))
Fiziğe olan ilgin bu sayede pik yapcak, evrende değişim dönüşüm başlayacak, ondan korkuyorum:))
Pik mııı! !! Aboo bu biiirr briç deyimiii ay nasıl mutlu oldum anlatamam. Briç de bilmem halbuki ne deli işi bu benimkisi. Hoş canım dürüm de çekti şimdi. Her canlı dürümü tadacaktır. Benim başım kel mi bende istiyorum. Not: evet kel!!!
:)))
Ayyy benim canım da dürüm çekti:)
Bu peak'in, o pik ile hiç benzerliği yok ama bak canım briç de çekti, bütün çabalarıma rağmen öğrenemedim ama:)))
Yorum Gönder