27 Ocak 2015 Salı

Dört duvar

Yepyeni bir gündemle geldim blogdost, günlerdir yaprak kımıldamayan dünyamda - isyankar Kuzu'ya son isyanımda, artık hayatımda bir değişiklik istiyorum, hayat akmıyor, zamanın donduğunu düşünüyorum, hiçbir değişiklik yok, evleneyim boşanayım, iş kurayım batırayım, hayatımın aşkını bulayım aldatılayım, ama yeter ki hayatın aktığını hissedeyim diyordum ki hala bu fikirdeyim, aslolan akıştır gerisi yalan - gidip bi aksiyon yarattım, şimdi de o adrenalinin tadını çıkarıyorum, elbette koşullar izin verdiğince, an geçmiyor ki bu sevincim baltalanmasın. Ayy neysee girmicim bu konulara, efendi gibi anlatıp meramımı çekileceğim.
 
Son bir yıldır kendime ait bir ev özlemi alıp başını gitmişti, bi çakılı kazığım olsun şu dünyada diye yana yakıla planlar yapıyordum, onca yılın ardından dün itibariyle bu özlemim gerçek oldu efenim, kredi henüz onaylanmamış olsa da ben imzamı attım arkadaş, gerisi onların sorunu.
 
Küçücük, kutu gibi bişey olmasının yanında yeri çok çekici tabi, Kolombiya sınırına beş kala, napim anca yetti param. İnsanlardan uzaklaşma istediğimi de duydu ya evren, bildiğiniz bir köye yerleşeceğim, eğer bi jet fadıl vakası yaşamazsam tabii, bir çeşit kumar diyelim. Ne kadar uslu, kendi içine dönük bi çocuktum ben oysa, hayatta aklıma gelmezdi bi gün bunları tek başıma yapacağım.
 
İki yıldan önce eve yerleşme şansım yok, çünkü evin birazı var birazı yok, arada bi gidip inşaatı kontrol edicim, kendilerine de bunu bizzat izah ettim, yalnız kafalarındaki kadın imajını yerle bir ettim sanırım bi de buna memnunum. Sorduğum soruları üç yaşındaki bir çocuğa anlatır gibi yanıtlamalarının karşısında, kendilerine taahhüt sektörü ile ilgili verdiğim bilgiler neticesinde bütün ofis gelip tanıştı, o kadar yane. Kadınlara salak muamelesi yapın arkadaş, hakediyoruz biz bunları, sonuna kadar, valla.

İçimi kemiren bir konu var ki, şimdi ne yeri ne sırası, isyankar kuzu ve pambik prensesimin başının etini yeterince yedikten sonra, içimde bi nebze olsun bi rahatlama oldu. İyi ki varsınız la, ben yoksa nerden bulacaktım bu kadar gücü. Ben problem çözmeyi seviyorum, hayat da problem vermekten geri kalmıyor, bütün bunlar benim kabahatim olabilir mi? Mimkin tabe.

Sonuçta, nicedir uyanmaya bi neden bulamıyodum, şimdi sırf borçlarım için uyanacağım. Önemli olan bi neden bulmak değil mi, iyisi kötüsü olmaz sebebin, hayata motive eden bir unsura ihtiyacım vardı benim. Bi aşk, bi de borç için uykularım kaçıyo, geri kalan herşey için gereğinden fazla uyuyorum arkadaş.

Yunanistan seçimleri sayesinde de oldukça keyiflendiğimi, kendime geldiğimi söylemeliyim, oraya yerleşmeyi bile düşündüm hani. O ne güzel kafa tutmadır düzene, kravatsız, dini törensiz işi devraldı ya adamım, ruhum şöyle bi kendine geldi. Allahımm böyle yakışıklıyı bizim de başımıza musallat et emi, içten ve derinden amen.



 
 
 
 
 

2 yorum:

absalom dedi ki...

suvebeyaz uyanmak için bir neden bulduysa...
hele o evin balkonu da varsa...
hadi balkon yoksa penceresi illa olacak demi ama:))

o balkonda veya pencerede isyankar kuzu eş dost zamanı belli olmasada bir sofra kurma ihtimali varsa...

onların kesin vardır gün gelir beni de davet etme o sofrada benim de olma ihtimalim varsa...

sohbetin canını cıkarma...
geyikse geyik abi ren geyikleri kıskanclıklarından çatlasın ihtimali varsa...

eh dost mutluysa...

mutlu olmamak için bir sebep göremiyorum:))

içimiz bu günlerde yine kan ağlasada.

su vebeyaz dedi ki...

Absalom, bu yorumu okudum ancak evliya çelebi misali dolaşmaktan cevap yazamadım:)) kısmet şimdiyeymiş:)

Evet evet buldum, geçtiğimiz hafta başında tapu işlemlerini de hallettim ki, sabahları uyanmama olasılığım artık yok:) bi de hayat sigortası, ölsem de borç bırakmicim kimseye:))

sofra için o evdeki masa yetmez, dostlarım hayli fazla ama yine de dilerim görürüm o günleri de, kurulur o sofra, o zaman davet ederim seni de:)

bu kan ağlama meselelerine hiç girmeyeceğim artık, ruh sağlığım elden gitmesin diye...

Yorum Gönder