18 Ekim 2016 Salı

Değişmeli!

Gelen sonbahara, kışa biraz olsun dayanabileyim, ruhum en az hasarla atlatsın şu iklimi diye kendimi yollara vurdum, yüzümü güneşe döndüm ama nafile, dönüp geldiğim şehir Ankara, gri, kasvetli, asık suratlı.. Ne zaman kendimle baş başa kalsam başlıyorum derin sorgulara, bulduğum her detayla kayboluyorum zihnimin girdaplarında, bunun için olabildiğince az düşünmeye çalışıyorum, olabildiğince kaçıyorum kendimden ama bu da bir yere kadar.

Sabah işe doğru yol alırken, bütün hayatımın bu şekilde geçeceğini, hayallerimin hiç gerçekleşmeyeceğini, daha kim bilir kaç sene aynı insanlara günaydın diyerek aynı saçmalıkta işleri yapacağımı düşünerek ürperdim. Öylesi bir karamsarlık gelip çöktü ki üzerime, her şeyi bırakıp gidesim geldi. İşe gidip kankime anlattım hissettiklerimi ve dahası yapmak istediklerimi, iş için gösterdiğin titizliği ve özeni biraz da kendi yaşamın için göstersen tadından yenmez, kır dizini otur, akıllı akıllı düşünelim gibi çok mantıklı laflar etti. Sakinleşip gömüldüm sonu gelmeyen excel tablolarıma, unuttum bir süre daha her şeyi.

Sonra akşam yağmur adamla, adına beyin fırtınasından daha çok beyin sıyırması diyebileceğimiz bir söyleşi gerçekleştirdik. Acaba ne iş yapsak mutlu oluruz, hayatımıza renk nasıl gelir ki diye düşündük durduk, hala şezlong şemsiye projemden daha mutlu edecek bir şey yok ortada ama inanıyorum ki bulacağız, bulmak zorundayız. Avunduğum tek şey benimle aynı bunalımları olan arkadaşlarımın olması belki de. Zaten deli miyiz, yoksa birbirimizi mi delirtiyoruz bu şekilde bilmiyorum ama iyi geliyor insana.

İçine düştüğüm bu ruh halinden kurtulmam gerek.. Biliyorum, yeniden ümidimi inşa etmeliyim, zihnimi dinginleştirecek bir moda geçmeliyim, güneşli sabahlara uyanmalıyım, korkularımı kabullenip üzerine gitmeliyim. Çıkışı arıyorum, ilk kez bulmakta bu kadar zorlandığım bir ışığı..

Güzel haberler almaya ihtiyacım var,  şu sıkılgan ruhumun ise biraz değişikliğe..





 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder