Pek sevgili blog dost, tebdil-i mekanda ferahlık vardır diye taşıdım yine blogumu başka adreslere, aslında salak bi anıma denk geldi -ki olasılığı oldukça yüksek bi durum bu- yannışlıklan olduu, sonra bi süre bu adrese ait mailimin şifresini bulamadım, yazma isteğim bi bitti bi geldi, derken geldik bugünlere. Bazen şu hayatta nasıl kalabilmeyi başarıyorum inan ben bile bilmiyorum.
Bir de son günlerde bir sakarım ki -bu gerçekten huyum değil bak- önce tatilde dizimi kocaaa denizde, karada iki çöp görmek uğruna gittiğim bir koyda bir kaya parçası bulup çarptım, sonra kolumu ütüyle yaktım, daha geçen gün dizimi karşıdan gelen adamın birinin elindeki kutuyla çizdim, sürekli bi kendine zarar verme hali, bilinçaltımda neler oluyor lan.
Şu meşhuuur, bir yılımı adadığım procenin mürüvettini görme yolunda bi adım attım, ilk etap tamam, durmak yola devam, ayyy valla soğudum birden. O kadar imkansız görünüyodu ki bir ara, kendimden bile daha ümitsiz görüyordum durumu, ama neyse ki ben kolay vazgeçsem de aklı başında insanlar var iş dünyasında.
Yaşamın normal akışı içerisinde çoğu kez insan ne hale geldiğini göremiyor, çevremizdeki insanlar ve olaylarla nasıl da şekilleniyoruz rabbimmm..bi de üstüne geç idrak eden bir tabiatın varsa, işte sonuç ben oluyorum. En son bana ayna tutan güzel insana burdan teşekkürlerimi iletiyorum, nerdeyse 20 gündür beynimi kemiriyor bir sürü soru, nolmuş bana la. Hayatımıza girip çizik atıp giden arkadaşlara da ayrıca sesleniyorum, kuzum giderken niye almadınız bunları, kayıp eşya bürosu muyum ben?
Efenim uzunca bi süre akıllı telefon olayının karşısında oldum, baktım çoluk çocuğun bile diline düştüm, gidip bi telefon aldım. Yıllardır iletişim kurmak için uğraştığım didindiğim yağmur adamla aynı dili konuşmaya başladım, meğersem çağın gerisindeyim diye dikkate almıyomuş ya, bileydim dedim kıyardım paraya alırdım en akıllısından bi tane, bugüne kadar çektiğim eziyete değmezdi arkadaş.
Son 7-8 aydır gittikçe tuhaflaşan bir tempom var, biri hastalanıyor tam düzeldi derken öbürü yaşam savaşı veriyor, sürekli bi tetikte olma hali, iş desen nefessiz çalışıyorum, arkadaşlarımla daha az görüşür oldum, şöyle gidip de bi eve huzur içinde dizlerimi uzatıp dinlenemiyorum, bundan sonra böyleyse durdurun dünyayı inecek var, sanırım bir yerde bir yanlışlık var.
Bir de bunların üstüne ülke gündemi var kiii, o işte darmadığın etti her bir hücremi, uykularım kaçıyor, midem bulanıyor olup biten karşısında. Çok değil daha bir ay önce nasıldı bu sokaklar unuttum, mutlu olmaktan suçluluk duyar hale geliyorum aklıma düştükçe bütün olanlar. Sıkıcı, uyuz, sıradan günlerimi özledim ben ya.
Yaşamın normal akışı içerisinde çoğu kez insan ne hale geldiğini göremiyor, çevremizdeki insanlar ve olaylarla nasıl da şekilleniyoruz rabbimmm..bi de üstüne geç idrak eden bir tabiatın varsa, işte sonuç ben oluyorum. En son bana ayna tutan güzel insana burdan teşekkürlerimi iletiyorum, nerdeyse 20 gündür beynimi kemiriyor bir sürü soru, nolmuş bana la. Hayatımıza girip çizik atıp giden arkadaşlara da ayrıca sesleniyorum, kuzum giderken niye almadınız bunları, kayıp eşya bürosu muyum ben?
Efenim uzunca bi süre akıllı telefon olayının karşısında oldum, baktım çoluk çocuğun bile diline düştüm, gidip bi telefon aldım. Yıllardır iletişim kurmak için uğraştığım didindiğim yağmur adamla aynı dili konuşmaya başladım, meğersem çağın gerisindeyim diye dikkate almıyomuş ya, bileydim dedim kıyardım paraya alırdım en akıllısından bi tane, bugüne kadar çektiğim eziyete değmezdi arkadaş.
Son 7-8 aydır gittikçe tuhaflaşan bir tempom var, biri hastalanıyor tam düzeldi derken öbürü yaşam savaşı veriyor, sürekli bi tetikte olma hali, iş desen nefessiz çalışıyorum, arkadaşlarımla daha az görüşür oldum, şöyle gidip de bi eve huzur içinde dizlerimi uzatıp dinlenemiyorum, bundan sonra böyleyse durdurun dünyayı inecek var, sanırım bir yerde bir yanlışlık var.
Bir de bunların üstüne ülke gündemi var kiii, o işte darmadığın etti her bir hücremi, uykularım kaçıyor, midem bulanıyor olup biten karşısında. Çok değil daha bir ay önce nasıldı bu sokaklar unuttum, mutlu olmaktan suçluluk duyar hale geliyorum aklıma düştükçe bütün olanlar. Sıkıcı, uyuz, sıradan günlerimi özledim ben ya.
1 yorum:
bazen olur, ''hicbir sey duzelmeyecek, sık canını'' modunda gecer bazı zamanlar ama o da gecer ve yerini suya bırakır, maviye..
sonra bir bakmıssın ılık bir ruzgarın tacizine ugruyor ruhun denizin yordugu bir aksamustunde..
guvercini gorunce john geldi aklıma, lennon:)
sonra seslendi ic ses; azrail akıllı ol, carsı burada:)
Yorum Gönder