Nicedir blogumun boynu bükük, yazmaya ne vakit bulabildim ne de heves, bugün ise, gelen yazın üzerimde yarattığı tatil hissi nedeniyle biraz tembellik yapmaya karar verdim. Daha dün gece seyahatten dönmem, bir haftadır evimi özlemem münasebetiyle bu akşam erkenden eve geçip, televizyonun karşısında uyuklayarak miskin miskin uzanmaya karar verdim, allahımm nolur eve misafir filan gönderme, ya da birinin beni göresi gelmesin, çok rica edicim.
Şimdi efenim ben pek duygusal biri değilim, ya da duygusallık diye adlandırılan bir çeşit hassasiyet bende yok, aynı şey romantizm için de geçerli, ne o öle laa. Hatta öyle zamanlar oluyo ki benim ruhumda bir erkek olduğuna dair şüpheleri vardır etrafımdaki insanların. Ağlarım, üzülürüm ve bunların zayıflık olmadığına inanırım, ama bir o kadar da hızlı toparlanırım, ee hayat seni beklemez ki, ya da beni hiç beklemiyo bilemicim.
Sosyal yaşamında oldukça rahat ve uyumlu bir tip olan ben -büyük yalan- tamam uyumsuz olduğumda çok oluyo abartmayayım, iş hayatında oldukça katıyım, yıllar geçtikçe daha da sertleşiyo tabi tavrım, benimle çalışmak zordur kimilerine göre, kimilerine göre çok eğlenceli, ama asla kolay değil. Geçtiğimiz günlerde, birlikte çalıştığım erkek iş partnerlerimden birisi, beni benim yanımda şikayet etti efenim, sürekli onun yaptığı şeylerde kusur bulduğum için moral motivasyonunu bozduğumu, bu nedenle sürekli yanlış yaptığını, bir türlü konsantre olamadığını ve veriminin düştüğünü söyledi. Kadınlara atfedilen zayıflık, hassasiyet, duygusallıktan bende eser yok, karşımdaki alıngan çıktı. E canım kardeşim, bi ton hata yapıp sonra da asla şirin olmamı bekleme benden, işini iyi yap canımı ye ama di mii.
Bundan sonra çalışacağım insanları bir sinir dayanımı testinden geçireceğim, ağlak ve duygusallarla hayatta bir iş ilişkisine girmem hacı, bu bozulan kromozomları da bizzat yaşayarak görüyorum ya daha ne diim. Üç gün sonra dönüp, aslında hata bende, herşeyi üstleniyorum biraz daha yetki paylaşımı yapmam gerek, bundan sonra durum değişecek, hata ve aksaklıklar azalacak diyerek dönen de kendisi ama, harcadı bir kez beni neyleyim.
İşin aslı, bu olay sadece benim ne hale geldiğimi görmeme ve biraz da mutlu olmama sebep oldu. Buluttan nem kapan ben olmuşum bi canavar, hep siz mi benim psikolojimi bozcaktınız, bi de ben bozayım yaw. Üzülsem mi sevinsem mi hala pek anlam veremiyorum aslında, daha önce de hep söylediğim bişey vardı ki, yaşamımda şimdi bunu deneyimliyorum galiba. Bütün hayat yirmili yaşların heyecan ve hezeyanlarıyla geçse hayat gerçekten çekilmez olurdu, bi yerde bi sakinleşmek, bi vurdumduymaz olmak gerekiyor, yoksa kalbe zarar. Gittikçe taşlaşan kalple gurur duyulur mu deme, duyulur. Bu vardığım yer nirvana mı başka bişey mi bilmem, ama güzel bişey.
Bu hala hiçbirşeye üzülmediğim, canımın sıkılmadığı anlamına gelmiyor, elbette bende demoralize oluyorum, keyfimi kaçırabiliyor insanoğlu denen mahlukat, ama minimuma indi bu. Şimdi bu işin orta yolunu bulmaya bakıyorum, hem yumuşak kalıp hem insan nasıl üzülmez onu arayacağım, yoksa etrafımdaki herkesi kırıp dökeceğim, bi de bundan haz alıyorum ki daha fena olanı bu. Yoga sen beni değiştir dönüştür adam et, namaste.
Şimdi efenim ben pek duygusal biri değilim, ya da duygusallık diye adlandırılan bir çeşit hassasiyet bende yok, aynı şey romantizm için de geçerli, ne o öle laa. Hatta öyle zamanlar oluyo ki benim ruhumda bir erkek olduğuna dair şüpheleri vardır etrafımdaki insanların. Ağlarım, üzülürüm ve bunların zayıflık olmadığına inanırım, ama bir o kadar da hızlı toparlanırım, ee hayat seni beklemez ki, ya da beni hiç beklemiyo bilemicim.
Sosyal yaşamında oldukça rahat ve uyumlu bir tip olan ben -büyük yalan- tamam uyumsuz olduğumda çok oluyo abartmayayım, iş hayatında oldukça katıyım, yıllar geçtikçe daha da sertleşiyo tabi tavrım, benimle çalışmak zordur kimilerine göre, kimilerine göre çok eğlenceli, ama asla kolay değil. Geçtiğimiz günlerde, birlikte çalıştığım erkek iş partnerlerimden birisi, beni benim yanımda şikayet etti efenim, sürekli onun yaptığı şeylerde kusur bulduğum için moral motivasyonunu bozduğumu, bu nedenle sürekli yanlış yaptığını, bir türlü konsantre olamadığını ve veriminin düştüğünü söyledi. Kadınlara atfedilen zayıflık, hassasiyet, duygusallıktan bende eser yok, karşımdaki alıngan çıktı. E canım kardeşim, bi ton hata yapıp sonra da asla şirin olmamı bekleme benden, işini iyi yap canımı ye ama di mii.
Bundan sonra çalışacağım insanları bir sinir dayanımı testinden geçireceğim, ağlak ve duygusallarla hayatta bir iş ilişkisine girmem hacı, bu bozulan kromozomları da bizzat yaşayarak görüyorum ya daha ne diim. Üç gün sonra dönüp, aslında hata bende, herşeyi üstleniyorum biraz daha yetki paylaşımı yapmam gerek, bundan sonra durum değişecek, hata ve aksaklıklar azalacak diyerek dönen de kendisi ama, harcadı bir kez beni neyleyim.
İşin aslı, bu olay sadece benim ne hale geldiğimi görmeme ve biraz da mutlu olmama sebep oldu. Buluttan nem kapan ben olmuşum bi canavar, hep siz mi benim psikolojimi bozcaktınız, bi de ben bozayım yaw. Üzülsem mi sevinsem mi hala pek anlam veremiyorum aslında, daha önce de hep söylediğim bişey vardı ki, yaşamımda şimdi bunu deneyimliyorum galiba. Bütün hayat yirmili yaşların heyecan ve hezeyanlarıyla geçse hayat gerçekten çekilmez olurdu, bi yerde bi sakinleşmek, bi vurdumduymaz olmak gerekiyor, yoksa kalbe zarar. Gittikçe taşlaşan kalple gurur duyulur mu deme, duyulur. Bu vardığım yer nirvana mı başka bişey mi bilmem, ama güzel bişey.
Bu hala hiçbirşeye üzülmediğim, canımın sıkılmadığı anlamına gelmiyor, elbette bende demoralize oluyorum, keyfimi kaçırabiliyor insanoğlu denen mahlukat, ama minimuma indi bu. Şimdi bu işin orta yolunu bulmaya bakıyorum, hem yumuşak kalıp hem insan nasıl üzülmez onu arayacağım, yoksa etrafımdaki herkesi kırıp dökeceğim, bi de bundan haz alıyorum ki daha fena olanı bu. Yoga sen beni değiştir dönüştür adam et, namaste.
12 yorum:
simdi efenim:))
üzmeyin su oğlanları yazık günah diyorum dinlemiyosunuz...
yazık yahu onlar da anne kuzusu.
yannız bosver yahu sen iyi yapıyosun at fırçanı...
herkes isini iyi yapsın.
20 li yaslardaki gibi yasamak hakkaten sıkıcı olurdu...
her anlamda ama:))
düsünsene hergün asık oluyosun abi ehe.
yoga demek:))
su namaste kelimesine bayılıyorum unutmustum bi ara sonra bi arkadasta rastladım kullanmaya basladım yine:)
iç dünyaya yolculuklar iyidir iyi...
ohmmmm iyidir dinginlestirir insanı astral seyahat felan yaparsın arada ahahahaaaa...
nameste su ve beyeaz o zamanda.
sahane bi gün olsun:))
Kendine haksızlık etmeeeee...
Uyumlu olduğun yerler de var yaaniii, yok diyıl :D
not: düşündüm de zorlandım biraz ehehehehhe :D
:))
absalom, valla iyi daavranıyorum hiç üzmüyorum inan:) her dakika pohpohlanmaya alışmış erkek milletinin egosu işte, bişey diyosun adamın dünyası yıkılıyor:)) kız kıza çekiştiriyoruz gibi bi hissse kapıldım bi an:)) erkek milleti derken genelleme yapmayayımi büyük bir kesimi diye düzeltiyorum efenim:))
neydi o sahi ya, her gün birine aşık gezilir mi arkadaş, neyse geçti gitti o günler :)))
yoga ile nereye seyahat etcem bilmem ama bulunduğum yerden bi gitsem iyi olcak:))tebdil-i mekan:)
İsyankar kuzuuuu:)))
hee tabi, ankara'nın akşam ayazında oturt dışarda puro tüttürcem diye, donsun her yanım, soooraaa uyumsuza çıksın adım:)) rica edicim biraz düşünceli olalım lütfen, ya da o zararlı alışkanlıklara ben de başlayayım rahatlayayım :)
Aman diyim başlamaaa...sağlık, sıhhat falan :P
Yok ondan diil, Allah'ın bildiğini şu blogger kulundan mı saklicam? Sen şimdi frişoptan taşıyon ya bunnarı ve bunnar da kotalı olyo yaaa....İşte...Onun için başlama...
Rauchen schadet meine saadet :P
:)))
lennn sen beni düşünmüyosun da sana bi daha getirmeyeceğimi mi düşünüyosunn, teyyyy bitmiş insanlıkkk:)))
rauchen macht frei:)))
Önden dedik saalık, sıhhat falan, başlama bu merete, üç beyazdan uzak dur, günde 10.000 bilemedin 7500 o da olmadı 5000 adım at vs...
amaaannn yalan dolan hepisi..tabiisi kendimi düşüncem...Ya neyi düşüneceyidim?
Gay'dir o.. ağlaşan. mendil uzatsaydın.
müftüoğlu kuzuuu:)
la bu ne laa nası isim:)
sağlık sıhhati göstercem ben sana, hele bi gel ellilerine filan:) beni düşünme zati kendini düşün:)) alo puroyu bıraktırma hattı:)
Avram:)))
ne mendil uzatcam yaa, iyice ağlattım:)))
ya niye sen böle sürekli benim etrafımdaki adamların gay olduğundan şüphe ediyosun:))
Sağlık falan diince aklıma direk Osman Müftüoğlu geliyo...ismim ordan yaaaniii :)
not: olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat kibin :)
İsyankar Kuzuu:)))
de get:)
sıhhat dedin di mii, heee sen puro içtin mi son günlerde la sahi.
Yorum Gönder