Pek sevgili blog dost, sorarım sana, sen hiç sıradan bi günün sabahında uyanıp, daha önce hiç farketmediğin kadar bi kurgunun içinde yer aldığını düşündün mü, ya o ana kadar normal algıladığın herşeyin tepetaklak olduğunu, söylenen herşeyi bambaşka bir yönüyle algıladığını..bana tam da bunlar oldu ne içtiysem artık. Apolitikleştirilmek için seçilen pilot neslin naziçazene bireylerindenim ben de, ama mayam tutmadı demek ki, hep taraf olmak zorunda hissettim ben de, birilerinin yanında birilerinin karşısında, ama illa ki bi tarafta.
Son günlerde izlediğimiz oyunun senaristini kutlamak isterim öncelikle, içtenlikle, dile kolay yıllardır süre giden bir iç savaş, kırkbinlere varan ölümler.. en sonunda gelinen noktada, her iki taraf da pardon abi bi yanlış anlaşılma olmuş, biz çok iyi anlaşıyorduk aslında ama kara kedi girdi aramıza... Şaka mı bu diye bi baktım önce, sakın ha yanlış anlaşılmaya, hiç savaş yanlısı olmadım hayatım boyunca, hiçbir toprağın insan yaşamından daha değerli olduğunu düşünmedim, eşitlikten haktan yanayız, insanlar mutlu olsun istiyoruz diyerek kan dökenlerin samimiyetine de hiç inanmadım, ama ne bileyim barış dediklerinin de böyle olacağını hiç düşünmedim.
Bir baktım ki asıl sorulması gereken soru bir kenara atılmış, akil adamların kimler olması gerektiğini tartışır, akıl kalmayan bir yerde akil adamdan bahseder olmuşuz. İnsanları önce kelimelere, sonra kavramlara ve yavaş yavaş bilinçlerine yabancılaştırmışlardı, nasıl başlamıştı bu hikaye herkes unutmuştu galeyana gelip birbirlerini yakıp yıktıkları hızla. Bir karşılıklı nezaket, bir jestleşme trafiği, bir an kendimden şüphe ettim, zihnimin oyunları mıydı bütün bu olanlar..
........sahi bu çocuklar niye öldü ?
7 yorum:
uzun zamandır 2. dünya savasını inceliyorum...
kitaplar okuyorum belgeseller seyrediyorum.
2. dünya savası denince direk hitler geliyor akıllara.
değil suvebeyaz.
2.dünya savasında onceden normal olan normal gorünen insanların nasıl çıldırabileceğinin...
yan komsusunu nasıl katledebileceğinin...
çocukları kadınları nasıl eğlenerek canlı canlı gomdüklerinin açıklamasını bulmak istiyorum aslında.
japon generalinden tut çorcile...
fransa baskanından tut hitlere...
stalinden mussoliniye...
herkes açıklama yaparken barıs diyor istisnasız.
ama istisnasız.
barıs için savasıyoruz.
barıs için geliyoruz.
barıs için isgal ediyoruz.
barıs için olüyoruz.
tahmini 50 milyon insan oldü o savasta.
barıs için yani.
simdi bize yine barıs diyolar...
aklı almıyor dimi insanın.
aklımız durdu.
ne olup bittiğini seyrettiyoler bize gık deyince savas yanlısı oluyosun.
ki sen dahi açıklama gereği duyuyosun bak aman ha diye baslayan.
ben de yapıyorum yapmak zorunda kalıyorum merak etme.
niye oldü bu çocuklar?
filler tepisir...
çimenler ezilir.
kirli oyunlara feda edilir koç gibi çocuklar.
bizde boyle anlamsız buruk içimiz yana yana ne olup bittiğini anlamaya çalısırız.
ah efkarlandırdın beni.
absalom, tam olarak bu işte...
Hayvan Çiftliği kitabı çok sade, çok net anlatıyor dost-düşman kavramlarının ışık hızıyla biribirine dönüşebilir olduğunu. Cevabı yok sanırım sorunun. Hep öldük, hep öleceğiz. Arada sırada, bir ümit, belki gerçekten biter diye bekleyeceğiz.
muhtesem bir soru suve..
hangi dizide gectigini hatırlamasamda konuyla ilgili bir replik okumustum, bi amerikalı; bu topaklarda kimin olecegine biz karar veririz demisti..
..
Bu yorum yazar tarafından silindi.
mürdümcüm:( haklı olmasan keşke, ama...neyse yine de ümidi tüketmemek lazım di mi..
matias, aynen de öyle oluyor..
Yorum Gönder