gizini saklısını derinini
dilsiz erkekliğin lisanı şiir
kendiyle arasında geçittir
açıklamaya benzer bir örtünmeyle
kendini gerçekleştirir
kaybolmamak için silik imzaların benzerliğinde
çağrıldığı adını şiire kazar
yazdıkça ergir dağ
gölgesinde azalır demir
saklanmaya kazdığı
mahlas
şiirde çizdiği suret
kendi sandığı değildir
öteki diye anlattığı
kendi
diye söylediği diğeridir
olmayanı kendi diye gösterir
kendiyle konuşurken bile
dudak payı vardır her kelimesinde
bu yüzden söyleyerek örtünmeyi öğrenir
bize gösterdiği taş
göğsünde sakladığı teslimiyetidir
bunca kendi erkeğin kederidir
Murathan Mungan
'4 sabahtır seninle uyanıyorum, gün içinde kurtulmaya çalışıyorum, pek beceremeyip sana yeniliyorum, hem seni seviyorum, hem kocaman yaşıma ragmen seni sevmekten korkuyorum, kafanı saçlarıma koyup uyuduğunu ve soluğunu düşünüyorum ve ısınıyorum yokluğunu farketip üşüyorum, bütün gelgitlerimi sende yaşıyorum...'
Bu sabah M'den dökülüverdi bu satırlar, her seferinde bir puzzle 'ın parçaları gibi birleştirmeye çalıştığım onun bölük pörçük kelimeleri yerine, sahibine teslim edilememiş bu sözcükler çıkıverdi karşıma. Aynı yolu tersine yürüyen iki insanız galiba diye düşündüm bi an, aynı şeyi o da düşündü ki söyleyiverdi anında, bi zamanlar benim sarfettiğim cümleleri şimdi o kuruyor, bir zamanlar benim de hissettiğim duygular şimdi bana kilometrelerce uzak geliyor, bir daha hiç böylesi duygulara kapılmayacağım fikri büyük bir gerçeklikle gelip o an da karşıma oturuyor.
'Ruhsal bir çöküntü içindeyim sanırım, içimdeki boşluk çok büyümüş, böyle dolduruyorum, bunları benim adıma blogunda yayınlasana.' dedi.Düşünüyorum da insan kaç kez aşık olur ki, kaç kişiye bunları hissedebilir ki ? Bir, iki, üç, beş...hiç...neyse diyorum ben bütün hakkımı kullandım sanırım bu yaşamımda, anlattığı duygulara ne kadar uzak olduğumu hissettsem de onun adına mutlu oldum, ta ki içindeki boşluğun başka bir boşlukla dolduramayacağını hatırladığım ana kadar.
Aynı yolculuğu tersine yapan iki insan olarak, ikimiz de diğerinin bundan sonra neler yaşayacağını çok iyi biliyoruz belki de ve belki de bu yüzden birbirimizden teyitler alıp duruyoruz bi sonraki adıma dair. M. ben olsam yerinde - ki inan hiç istemem - denerdim. Bir sonraki aşamaya geçmenin tek yolu, önündeki yolu yürümek, ister koşar adım ister adım adım, acı eşiğin belirler nasılsa hızını. Ben, ne mi yapıcam, senden iyi kim bilebilir ?
' Pessoa içindeki kalabalığı bir şiirinde şöyle anlatır ' :
hissetsem de düşünsem de bilemem
kim düşünür içimde kim hisseder.
Düşünceler ya da hisler için
yalnızca sahneyim ben.
Ruhsa, birden fazla var bende.
Ben'se benden daha fazlası.
Herkes kayıtsız oysa
yaşadığım hayata:
Susturuyorum onları,
kendim konuşurken.
Hislerim, hissetmediklerim
onlardan doğup da birbiriyle
çelişenler. Farkına varmıyorum
hiçbir şeyin yalnızca yaşıyorum ben,
olmak istediğime kimsenin bir sözü yok
Not : Pek sevgili okur, dün ve bugün belki farketmişsinizdir, etmeyenleriniz içinse bi duyuru yapayım. Yedicücesiolmayan pamuk prensesim ve cecilim, bloguma konuk yazar olarak katıldılar efenim. Baktım pek tekdüze oldu buralar, ben kendimi anlatmaktan sıkıldım, yoruldum, istedim ki hareketlensin biraz ortam :) Hoşgeldiniz:)
45 yorum:
anlamadım :))
bana 3 yaşındaki bi çocuğa anlatır gibi anlatınız reca ederim...
sen cecil misin?
m ?
m nedir yahu :)
benmi bulayım bu kıza rumuz, 3. sayfa haberleri gibi M :)
Mungana gelince..
kelimeler kifayetsiz biliyorsun ..
:)))
absalom, bendeniz öz hakiki gerçek suvebeyazım :)))
nası dikkatsiz bi milletiz varyaa, pehh, etikete filan niye bakmıyosunuz kardeşim ya:)
ya insan bir an da nası kaos yaratırın canlı örneğiyim sanırım, kabul :)
efenim cecil ve pambuk prenses benim konuk yazarlarım, ama böle giderse atıcam ikisini de blögden :))
haa sahi 3 yaşındaki çocuğa anlatır gibi anlatcaktım di mii, oyyyy :)
cecilim :)
ama isim verirsem insanların özel hayatlarını deşifre etmiş oluyorum ki, hadi kendiminkini anlatıyorum dünya aleme:))
rumuz dersen M. de bir rumuz, neyi varmış :P
:) absalom sizi davet ederken iyi abi,bi kere beni davet etsinler ne varmış, :)
subeyazım ;biz yöneticilik alıp seni atmazsak şükret bence sen ;)
tc kimliğini yaz demedik yani,ne deşifresi face gibi göstere göstere resimli ,isim istemedik
Gerçekten bana rumuz bulsana
Rumuz isteyen bendim ama gülücük koymayı unutmuşum :) Mizem desek olurmu cecil
yada kaldera olsun mu:)
ımmmm? ımm?
kaldera iyi muzim :)
cecill :))
vermem abicim yöneticilik filan, hehehe unutun :))
ha bak muziye bi de rumuz bulcakmışın, üstteki postlara yorum yapmıyorum ben, aranızda anlaşın:)
muzi la,ne o kaldera filan, nerden buldun yine :))
ya hu hani aramızda anlaşıyorduk
bi sus :)
bu kadar mı cecil içerik çoktan uçup gitti, mini minicik bir nicke takılıp, nehirde bir çöp misali nereye aktık ki....
yeni mimin var bende.
:)
Kuşum hoşbulduk:) lakin biraz kaos icinde bulduk kendimizi:)
:))
nası susayım cecilim yaw:)
neyse beğendim beğendim oldu :)
deep:)
bi tane daha mı:) hemen bakıyorum:)
pambuğum, sorma ya karıştı buralar, ayy ben alışık diilim böle :)
ne demek karıştı
sen 32 kişilik(evet 32 kişiyiz) bir blogun sahibisin zaten :)
alışkın olman gerekirdi bak ben hiç afallıyormuyum..buraya
olduk üç kişi :)otuz üç demeyi sevdiğimide biliyorsun demi..
ama yetkiler sende bebeğim daha kalabalık olalım dersen yolla gitsin davetleri :P
bana yetki vermemek konusundaki fikrine saygı duyuyorum o nedenle :) diğer taraf gibi curcuna yaparım burayıda ..eminsin yani..
canımsın..
Şiire baktım birhalta benzetemedim yarıda okumayı kestim; kimin diye son dizeye kadar hızlıca indim bir de ne göreyim: Murathan Mungan.. Hadi bakalım. Yeter mi yetmez tabii. Hanımefendi öyle bir yazmışsınız ki, M. diye bi herif (yaşı da epey geçkin) ilan-ı aşk etmiş size diye düşündüm. Neden düşünmeyeyim,yazdığını bi daha oku bakayım, sen olsan ne anlarsın? M. yaşı geçkince bi erkek değilmiş. Bu durumda, M. ismindeki kadın arkadaşı SBR'ye ilan-ı aşk etmiş olması gerekir ki bu da biraz tuhaf bi durum olur. Bu da değil. Yazının ortasında ancak anlayabiliyorsunuz: Meğer M., birisine aşık ve bu sözler ona aktarılmış. SBR ile ilgisi? Arkadaşlık... O kadar. Kardeşim, şunu doğru düzgün anlatsan olmaz mı? Beni niye yoruyorsun,niye bunaltıyorsun?
bu cemreler yanlış yerlere düşüyor sanırsam ki zira herkeste aynı psikolojiler kol geziyor balışım.
sözde bahar gelecek, bizim kalpler taş kesti.
çok güzel bi anlatım ve bana da çok tanıdık, düşünenin yüreğine yazanın ellerine sağlık diyelim =)
Avram :)))
ya M'nin kim olduğunun bilindiği varsayımıyla yazıyorum elbet, daha önce sürekli bahsettim, takip etmemişsin işte, bi de ben suçlu oluyorum:)Sonuçta çözmüşsün de bak olayı, tebrik ettim valla:))
Hem biraz bunal ne var yani, anlatımıma bile müdahale etcek ya, nası okuyucusun sen:))
Kendisi yazmamı istedi bu yazıyı belirteyim, sadece arkadaş değil ayrıca dostum o benimm:)
ceciiillll:)))
ayy hakkaten öleyim di mii :))hehehe yok vermicem yetkiyi filan, unutun :)) eminim tabe:)
karıştıran ben diilim ayrıca tatlım, insanların haklı olarak kafaları karıştı:)
kuccukkurbammm :)
ayy cemre filan düşmesin benim kalbimee lütfen, bölesi daha güzelmiş, taş kalabilir şikayetim yok :))
aşık arkadaşın kalbine sağlık dielim, yaratıcı kılıyomuş insanı öle dedi:))
küçük kurbaaa: Tam da senlik bir hikaye okuyordum. Sen hiç Zülkarneyn ve Hızırın hikayesini duymuşmuydun; Zulkarneyn kıtlık ve yokluk olacak diye bütün malını mülkünü askerlere dağıtır kıyamet yaklaştı nasılsa der. Ona İsrafil cebinden bir taş uzatır bunu al ve kendini ölç der; Zülkarny günlerce elindeki taşla dolaşır bir anlam veremez taş ile kendi arasındaki oranı bir türlü bulamayınca taşı başka taşlarla ölçmeye başlar. Ama her seferinde İsrafilin verdiği taş ağır gelir. İşin içinden çıkamayınca -kaderleri bir gecede yer değiştiren- kardeşi Hızırdan yardım istemiş, Hızır Zulkarneyn'in taşını bir kefeye diğer kefeyede hepi topu bir avuç toprak koymuş kardeşine toprakla taş arasındaki denkliği kardeşine göstermiş, Zükarneyn demiş nasıl oldu da torprakla taşı ölçmeyi akıl ettin taşın sırrı bu yani. Hızır ona demiş ki taş ağırlık değil ki aramıdaki yakınlığın ve uzaklığın timsali seni benimle beni seninle ölçen misalin ta kendisi.
Sevgili küçükkurbaaa:) taşı bir daha düşün
Bir ara Cecil e de uğruyordum..misafirin olduğunu bilerek okumak daha keyifli oldu..saol..Ama açıklık getirdiğin iyi oldu..tüm yazıları seninmiş düşüncesiyle yanıtlamayız en azından..
PS.Bir önceki postta da sitemlerini görmüş izleyenin olarak yazdım bilesin..:))
Cecil' cim.;Subeyaz'ı çok seviyorum..dalar da ona yorum yapar gibi yorum yaparsam şimdiden söyleyeyim bilgin olsun..:))
Yeniden hoşgelmişsin diyorum..:))
sevgili kaldera :))
ne güzel bi öyküymüş bu yaa, çookk etkileyici, devamını istiyorummm..
crazywomanrosemary :))
ben de seni çok seviyorum :))
şahane bi izleyicisin ya, bak sitemi bile okumuş :)
bu iki arkadaşın çok yazmasına izin vermicem, hoşgeldiler ama yaa gerçekten:)
öLME EMİİİ!gÜLMEKTEN KIRILIYORUM ŞU AN..:))sEN HEP YAZ VE MİSAFİRLERİN DE BAŞIMIZ ÜSTÜNDE..:))
rosemaryyy :)))
ayy ne mutlu bana :)
Bu arada M benim ama kendime bir isim buldum sonunda, arkadaşlarda onayladı kaldera oldum
aman iyiii iyiii anladık :) ismini kullansana o zaman kaldera:)
SELAM KALDERA..HOŞGELMİŞSİN..:))
M=Kaldera di mi? doğru anladım..:))
:))
crayzwoman; bende karışmaya başladım ne yalan söyliyim :))
şubatın suçu .. ah bitse şubat ..
:) teşekkür ederim ..
post senin kardeşceğizim ama napalım :PP
çok karışmış burası yav :)
:))
zamanla yoluna girer heralde sırrakalem, girmezse çözerim durumu :)))
cecilimm,
at suçu şubat'a, böle giderse yaşicak ay kalmicak :))
baksana şunu anlamadım ben de.
:)
tamam üç kişi oldunuz. cecil ve pamuk prenses. tanımıyordum onları. tanırım tebi burda.
muazzez de dördüncü yazar olarak katılmak ve rumuz almak mı istiyor.
subeyazım; Zülkarneyn hikayesiyle devam edersek... Kimdi Zülkarneyn bunu bilmek Elihayı ve Melkisedek'i bilmek gerek.
Eliha; Elbruz dağlarının eteğinde yaşayan, yönünü Hazar denizine dönmüş; kuyu, incir ve kadın. Bir kadından beklenmeyecek kadar güçlü yaptığı kuyunun namı almış yürümüştür Elbruz eteklerinde, büyülü ve hünerlidir Eliha.
Bu namı duyan Salem Kralı Melkisedek gelir elbruz dağnın eteğine ve bulur Elihayı. Melkisedek ilk başta tiksinir Elihadan. Hayali kurduğu kadınla uzaktan yakından alakası yoktur Eliha'nın. Elihanın gözünde de Melkisedek ne kral olmasının, ne Sam soyundan Nuhun altıncı kuşak torunu olmasının bir önemi vardı.
Melkisedek yinede gidemedi kadının yanında bekledi bekledi. 20. günün sonunda bile Elihadan hiç bir yakınlık göremedi, 30. günün sonunda yakınlık göremeyeceğini anlayınca çırıl çıplak soyunarak karşısına dikildi Elihanın. Eliha Melkisedek'e baktı baktı ondan sevecek bir yan bulamadı.
50. günün sonunda ava çıktı kral, hıncını hayvanlardan almak istercesine, getirdiklerinden ağzına tek lokma dahi koymadı Eliha. Melkisedek Elihanın gönülsüzlüğünden günbe gün etkileniyor, büyüleniyordu. Onu ele geçiremeyeceğini anlayınca herşeyi denedi. İbrahimin tanrısından yardım istedi, zorla Elihaya sahip olmaya çalıştı hiçbirisi olmadı.
90. günün sonunda incir ağacından bir yaprak kopardı, üstüne Aramca Eliha yazdı. Yaprak kuruyup ufalandıkça kalın damarlı yüzünde Elihaya ait biçimler oluşmaya başladı. Elihanın karşısına oturup falına bakmaya başladı, gördüğü geçmişe kedni bile katlanamadı.
Senin dedi keçilerin varmış, çobanı oğlan kardeşin, tarlada koşturan kız kardeşin hepinizin başında baban, babanın elinde pala, palanın ucunda kan... yerde kalleşinin kellesi sen kelleyi almışsın kuçağına, oğlan kardeşini öpmüşsün ağzında kan. Baban hala öfkeli daha da artmış öfkesi. Düşmana vermektense kapmış düşmanın elinden palayı önce ananı, sonra kardeşini, seni bulamayınca ateşe vermiş cadırı. Önünde düşman, düşmanın önünde kızının başını isteyen baban, babana bakan sen. Hala orda, boynunu çevirip arkana baktığın yerde kala kalmışsın.
Eliha Melkisedeki pür dikkat dinledi, yamaçtan yuvarlanan taş gibiydi. İncir ağacından kestiği sürgünü içi toprak dolu bir keseye yerleştirdi gel beni al dercesine Melkisedek baktı, Melkisedek kaybettiği herşeydi, birlikte Salem'e doğru çıktılar yola...
"Ayni yolculugu tersine yapan iki insan tanimlamasi" muthis suyum beyazim. Bu arada sevgili kaldera, 3 saatlik sohbette agzindan dokulemeyen baklalar burda pitir pitir dokulmus bakiyorum:) acilen bir blog acman gerektigini dusunmekteyim...
ve ben aynı yerden hikayemden devam edeyim, bu kez bitireyim artık değilmi?
Eliha Elbruzlu kız; Salem Kralının karısı olmakla kendine nasıl da yabancılaştğını az çok tahmin edebilirsin, hem de oraya ama bir yandan da unutulası bir geçmiş... Eksitiği incir yavaş yavaş büyümekte, Melkisedek ise yavaş yavaş soğumakta Elihadan.
Eliha ise doğru zamanda doğru oğlana gebe kalma peşinde, ne yılan yumurtaları kaldığı yemediği nede keçi sütünde bekletilmiş keklikler... doğurganlğının azaldığının farkındaydı Eliha. Başladı bildiği bütün tanrılara adaklar adamaya ama nafileee... Son çaresiydi astronomi bilgisiyle ün salmış bilgin. Yıllardır gün yüzü görmeyen bu alim, yıldızları gözlemekten başka bir iş yapmayan, ay doğana değin günlerini uyuklayarak geçiren, solgun benizli, çelimsiz biriydi. Günlerce bekledi Eliha bilgini bir türlü astronomi alimiyle görüşemedi. En sonunda içine fenalık gelip verdi evine ateşe alimin. Sonra ateşe dalıp önce karısını sonra kendisini kurtardı bilginin. Kendilerini yangından kurtaran bu çirkin kadının ayaklarına kapandılar. Aldı evine götürdü Eliha bilginle karısını.
Bir yaz akşamı alim ile karısı odalarında yemek yerken Eliha kulağını kapıya dayayım onların konuşmalarını işitebildi. Alim heyecanla karısına bir şeyler anlatıyordu. Geceleyin diyordu şu cihette, kuzey yıldızının güneydoğusunda bir yıldız belirecek, o yıldız göründüğünde biz seninle birleşirsek ölümsüz bir oğla gebe kalacaksın, olaki yıldızın doğuşunu kaçırırsak o oğlumuz hiç doğmayacak. Eliha bunları duyunca deliye döndü sevinçten. Derhal hazırlattığı uyku verici bir şerbet gönderdi onlara. Melkisedek'i önce yalvar yakar, sonra amansız bir ısrarla odasına sürükledi. Beklenen yıldız doğar doğmaz Melkisedek'i belinden kavradığı gibi yatağa devirip neredeyse bütün varlığını yuttu onun. Uyuyakalan alimle karısı doğacak oğullarını Eliha kaptırdıklarından bir haber, Yıldızın ikinci burcunun cihana hükmedecek olan başka bir oğlun habercisi olduğunu bilen alim, bu teselliyle karısının bacaklarını aralayıp sana "Zülkarneyni" veriyorum dedi. Zülkarneyn ile Hızır rahme aynı gece düşmesi böyle oldu.
Biri, anası Eliha'nın kadere kemend atarak ele geçirdiği göksel bir kişilik, öbürü ise babasının daime kusur bulacağı bir dünya fatihi, Hızır annesi doğum yaparken öldüğü için oldukça içine kapanık.Annesinin yaptığı hile etine işlemiş Hızır'ın kemiksiz parmağı hayatını ayrıcalıklı kılan bir nişan olarak değilde, gelecekte kemiksizleşeceğine dair bir alemet işte.
pek güzel bi hikaye muzim be, çok etkileyici..
bi de bunu anlatmanı isticem senden, yazmakla bitmedii..
post kadar renkli yorumlar sayfası olmuş burası..Topunuza hoşgeldiniz desem çok mu nahoş olur..;))
Yorum Gönder