12 Ekim 2014 Pazar

Eski köye yeni adet



Yine uzun bi aradan sonra yazma isteği ile dolup taşıyorum blogdost, nicedir sadece e-mail yazmayı hüner haline getirmiş bünyem sıyrıldı rutininden, bu gri şehirden uzakta, masmavi göğün altında, dalga seslerinin ve kuş cıvıltılarının eşlik ettiği anları anlatacağım.

Bir hafta öncesine kadar, en sevdiğim gezegen olan sürekli geri tepen Merkür'ün, gel gitleri ile beni alt üst eden o dolunayın, paralel evrenlerde yediğim haltlar yüzünden olduğunu düşündüğüm ilahi adaletin neden olduğu karanlık günlerin tam da ortasındayken, bir ümit çıktık yola. Macera bizi bekliyor diyen, zihnimde müzikle özdeşleşen çocukluk arkadaşım "Nota" ayarladı her şeyi, eğlence anlayışına her ne kadar güvensem de, bu canım yeri anlatan linki gördüğümde korkmadım değil. Ablası uyuz çocukluk arkadaşım, hayatta en kısa yol ilkesini hedef edinmiş "Tembel" ve ekibin ruhuna hiç ters olmayan, en az bizler kadar tuhaf, arıza çıkaracağından emin olduğum, plajda döpiyesi ile boy gösteren moda ikonu kardeşim "Huysuz" ile çıktık yeni adet 'e doğru yola. Şimdi bu satırları okuduklarında yüzlerinde oluşacak ifadeyi gerçekten merak ediyorum ama, her şey gizlilik prensibi gereği, anlayın ama beni ya.

Otobüs yolculuklarını hiç sevmem, gürültülü ayrılıklar dokunduğu içindir mi bilmem otogarlardan nefret ederim, ayrılığın bile sessizi makbul, hele ki gece yolculukları, nasıl da yalnız hissederim kendimi o kara örtünün altında, oyyy geçiyorum bunları. Üst üste bu kadar sevimsizliğe, gece canım sucuk ekmek çekmesine ve yiyememe rağmen, sağ salim indik Dalyan'a. Bizi almaya gelecek arkadaşı bekliyoruz sabah serinliğinde, bir yandan neyle karşılaşacağız acaba diyerek gülüşüyoruz. Sezon başında Kıbrıs'ta, bayramda ise Bodrum'da paraları yedikten sonra, ayy lütfen ekonomik bi tatil yapalım diyen ben olduğum için, neyle karşılaşırsak karşılaşalım susacağım biliyorum.

Turuncu bir arabanın beklediğimiz alana gelmesiyle - adı efsane, bulunduğu zamanların ruhu gibi, renault 12 -  ahaaha buymuş bi de almaya gelen diye kahkahalar atıp hiç üstümüze alınmazken, birkaç dakika sonra gülümseyerek geldi birisi, "Gülen Adam Neco" . Arabaya binişimiz ayrı komik, seyahat ayrı, yol boyunca çektiğimiz selfie'ler beni benden aldı. Neyse vardık nar ağaçlarıyla bezeli, pırıl pırıl bi güneşin ısıttığı o ıssız adaya. Hemen geçtik kahvaltı etmek için gördüğümüz ilk masaya, bizi büyük bir nezaketle karşılayan, bir yandan aç kalmamamız için çaba gösteren diğer yandan sorular soran, buralı mısınız diye sorduktan sonra yönetmen olduğunu söyleyen o yüce insan "Guru Engin Abi" sayesinde attık üzerimizden tedirginliğimizi. Çay isterken ben utandım valla, ama o bu işim değil terapi benim için dediğinde, aşmış bir insanla karşı karşıya kaldığımızı anladık. Ne dediysek o dingin, hayatı çözmüş haliyle tabi ki dedi, prenses gibi hissettirdi hepimizi. Ha bir de neye itiraz edecek olsa, kullandığı bi cümle " Yok öyle bi dünya " karşısında, o diyosa vardır bi bildiği moduna geldik hepimiz.

Gözlerimiz gittiğimiz anda, rezervasyon işlemleri sırasında bile şirinliği ve enerjisiyle bizi rahatlatan "Gizemli Betül"ü aramaya başladı, sonradan anladık ki kendisi gizli bir şahsiyet ve ününü bu gizlilikten alıyor, orada geçirdiğimiz süre boyunca bizimle olmamasının ne kadar kötü bir şey olduğunu gösteren onlarca hamle yaptık, bir an çıkıp gelecek diye umutlandım ama nafile, kendi adıma pişman mıyım, tabii ki hayır. Arkadaş, kilometrelerce öteden hissettirdi ya enerjisini, kutluyorum kendisini.

Efenim aslında buranın keyifli bir yer olacağını düşünme nedenlerimizden birisi de, "Nota" sayesinde instagram'da takip etmeye başladığım, paylaşımlarıyla ortamın ruhunu yansıtmayı başaran "Enerji Topu Toprak", arkadaş insan bi yorulmaz mı ya. Zaman zaman taleplerimizle sinirlendirip, zor koşullara dayanma sınırı ölçme girişiminde bulunsak da, başarıyla kalktı altından, napalım arkadaş her gün sanatçı mı görüyoruz, aaaaaa. Bir de o kokteyller neydi öyle, ben şimdi nasıl içki içeceğim yahu diye düşünmekteyim.

Arazide tatil yapacağız diye sadece birkaç parça eşyayla yola çıkmış olduğumuz için, akşamları ne giyeceğimize karar verip hazırlanmak ayrı bir aktivite oldu, hayır tatil tekstiline yaptığım yatırıma ne demeli, yazık günah değil mi. İlk akşam yemeğinde etrafı biraz inceleyerek kendi aramızda sohbet ederken, keman ustası " Neşet Baba " ve müziğin birleştiriciliği sayesinde bir de baktık ki kaynaşmışız. Ruhumuzu yıkayan o melodiler beni benden alırken, ne geçmiş kaldı ne gelecek, o anın tadı kaldı üzerimde, müzik sen ne güzel bişeysin ya.

O hüzünlü sesiyle bir diğer masada şarkılara eşlik eden "Hüzün Göz" ile iyi anlaşacağımızı anlamıştım sanırım, sahnelerin kadını, mikrofon düşmedi elinden. Aslına bakılırsa kadınlar matinesine düşmüştük tam da, gözlerinden her birinin hayat hikayesini anlamaya çalıştığım, birbirinden güçlü ama bi o kadar kırılgan kadınlar kulübü. "Menekşe" hikayesini almış omuzlarına gelmiş belli ki, gözleri dalıyor arada uzaklara, "Çiçek" genç, bıcır bıcır, nasıl bi enerji geçiriyo karşısındakine. " Zerafet" kesinlikle ortamın en şık kadını, bir de hiç birşey getirmedim yanımda diyo, bu nasıl bir özendir ey allamm. Gözleri umut dolu, içince o çocuk ruhu ortaya çıkıyo ya, ayrı bi güzel. Nota, Tembel ve Huysuz zaten hayatımın en anlamlı parçaları, ne günlerini gördük birbirimizin, burda şımartmayayım şimdi onları. Bu kadar güzel bir ekip bir araya gelince, kaçınılmaz oldu elbette birlikte gezmek, tanımak, anlamak ve şaşırmak bu kadar benzediğimize. Sonradan aramıza katılan, biraz daha yanınızda kalırsam ben de açılacağım sanırım, nereye düştüm ben yahu diyen " Güzel Ses" i de unutmayayım.

Hüzün Göz, yemekler, tatlılar yaptı bize, bütün yeteneklerini sergiledi kısacık zaman dilimlerinde, bir de hafife almıyo mu kendini, sırf daha fazla övelim diye. Nota, yani bizim büyük usta ile mutfağa girip tiramisu için yamaklık bile yaptım, tatlıyı Engin abi'den nasıl saklayacağımızı düşünmek, yapmaktan bile zor bi eylem oldu bizim için, ama değdi.

Yakılan ateşin etrafında bile o soğukta donmama rağmen ayrılmak istemedim yanlarından, ki hiç huyum değildir bilenler bilir, uyku benim için cennetin ta kendisidir, cennete değişmedim sizi arkadaş, sadece tadını çıkardım etrafımı saran bu güzelliğin.

Dolunayla barıştım belki bir de, veda gecesine denk geldi tam da, yerimize oturmadığımız, kıpır kıpır bir geceden sonra sadece 2 saatlik uykuyla düştüm yollara. Sezon artık kapandığından, kimse bana nispet yapamayacak düşüncesinin rahatlığı ve bozkıra dönmemenin o müthiş saadeti altında keyifle ayrıldım yeni dostlarımdan.

Bütün bunların üstüne, yarın yine bir iş günü, yine takılacak maskeler, başlayacak yeni bir oyun, diyorum ki; bir sonraki molaya kadar dayan gülüm.







10 yorum:

AVRAM H.K.E. dedi ki...

kırılgan kadınlar korosuymuş; evde kalmış kız kuruları birliği demiyor da... neymiş adam için terapiymiş.. kesin senin arkandan istanbula dönüp psikologda almıştır soluğu. Ya da MOğolistana kaçmıştır gelemeyesin diye.çay istemeye utanırken adamın mutfağında tramisu yapma noktasına geldiğine göre yüzsüzlüğü almışsın eline. nasıl olsa terapi adama... ama bunlar hep clooney yüzünden. sen kalk, taa como göllerine git, fellik fellik ara, adam gitsin evlensin başkasıyla. Olacak iş mi! acısını "engin abi" den çıkartmak şart oldu tabii... geçen bi haber çıktıydı, kendisiyle evlenen kadın diye... alakası yok ama işte geliverdi aklıma...

su vebeyaz dedi ki...

:)))))))

Okurken gözümden yaşlar indi, ya ben senin kadar huysuz bi adam görmedim, bir gün hayırlı bi laf etmez mi insan arkadaş, benimle derdin nedir:))

Ayrıca hayata şu bakış açın beni benden alıyo:) Sırrakalem sen kesin bi meleksin, başka türlüsünü düşünemiyorum:)

Como'ya George olmadan da güzeldi bilesin:) Ayrıca Como'ya Dalyan'dan sonra gittim, dikkatini çekerim:)

Engin abi bu satırları okuduğunda sana bi cevap verecektir diye düşünüyorum:))

Ha, o kendisiyle evlenen kadına gelince, en mantıklısını yapmış, kim uğraşacak sizinle:))

sırrakalem dedi ki...

evet suvebeyazcım. geçen, sırtımda kanat çıkıyor diye sevindim, sivilceymiş meğer. olsun ama umudumu kaybetmedim. kanatsız melek de olur hem... zaten kıyafet derdi filan olurdu öyle...
gördün di mi ne kadar iyimserim, hayalperestim, safım, meleğim :p

not: seneye de izmir dolaylarında bir tatil ayarla bari :)

AVRAM H.K.E. dedi ki...

Engin abin kibarlığından (sen onu, yeniden gitme ihtimalinizin yarattığı tedirginlik diye oku.) ne desin, haklısın Tülay diyecektir. Betül elbette bir melek, sorsaydın ben de söylerdim. Mr. Clooney (Kendisiyle ilk adını kullanacak samimiyetimiz hiçbir zaman olmamıştır.) haberdardı demek ki geleceğinden... 53 yaşında paldır küldür nikahı basmasının sebebi anlaşıldı. Yaktın kızım adamı. Ne kaldı cevap vermedik.. Ha, hayata bakışım: Biraz yamuk sanırım.

su vebeyaz dedi ki...

sırrakalemcim :)))) meleksin sen melek:)

izmir dolaylarına yerleşeyim diyorum şu aralar, geçtim tatili:) seneye kalmaz diyeyim:)))

su vebeyaz dedi ki...

Avram:)))
Hayata bakışın için yanıtından sonra, üstte yazdıklarını dikkate bile almıyorum:)
Şu nezaketin, bu akıllı uslu yanıtlaman hiç hayra alamet değil, sırrakalem yazdırmış gibi geldi bana:)))
not: ismimi verecek olsam, ne diye suvebeyaz diyeyim burda kendime:)

AVRAM H.K.E. dedi ki...

Sen o yazdığımı akıllı uslu bulduysan bağışıklık kazanmışsın demek ki. Dozajı artltırsam bünyen zorlanır mı? Alla Alla hanımefendi CIA ajanı ya... Bi insanın çocuğuna "suvebeyaz" ismini (hem de bitişik yazılmış halde) koyması için tarihin gördüğü en da sağlam psikopat olması gerekir! Bişii olmaz yani. Hamiş: İzmir'e gelme, burdaki bekar erkeklerin (ben hariç) hepsi gay... Koca olmaz yani..

sırrakalem dedi ki...

gel gel, ne güzel olur suvebeyazcım ya :)

su vebeyaz dedi ki...

Avram:)

Aman aman dozajı filan arttırma, böyle iyi, kesinlikle bağışıklığım arttı seni tanıdıktan sonra:))
İlla ajan mı olcaz, şurda rahat rahat atıp tutuyorum, bi keyfimiz bu:) ne varmış hem seçtiğim isimde :) Kızılderililerin isimlerinden aşağı kalır yanı ne:)
Gay'ları seviyorum Avram, uğraşıp durma:) İzmir'e sırf sen varsın diye yerleşmem, Allah muhafaza:)

su vebeyaz dedi ki...

sırrakalem'cim bazıları senin sevindiğin kadar sevinmiyor bu duruma:)) bknz.üstte Avram'ın yorumu:))

Yorum Gönder