Bugün itibariyle geri sayım başladı, Mayıs ayı ile birlikte tatil sezonunu açıyorum pek sevgili blog dost. Hayat bu yüzden daha bir güzel son günlerde, düşündükçe kanat çırpıyor içimde kuşlar, güneye, bu sefer daha güneye gidiyorum.
Son aylardaki gezme performansıma bakıldığında aslında bu kadar sevinmem manasız gelebilir. Daha bu sabah, İstanbul seyahatinin nasıl geçtiğini soran patronuma; muhteşem bir şehir, orda hareket var, hayat var, durmuyor kimse yerinde dediğimde, "Diyene bak, sanki kendisi oturuyor yerinde, bir aydır nerelerdesin sen düşündün mü hiç" demesiyle gerçeği daha net idrak ettim. Gerçekten çok keyif aldığım, yaşadığımı hissettiğim günler geçirdim, her ne kadar kalabalıklar içinde çok mutlu olsam da, kendi başıma kaldığım anlarda ne büyük keyif aldığımı da bir kez daha fark ettim.
Ama yine de bu güne; bu haftayı sakin ve aynı şehirde geçirmek dileğiyle başlamıştım. Şu ana kadar her şey yolunda, hadi gidelim diyen çıkmadı çok şükür.
İş bu tempoyla devam ederken, iş dışı zamanlarım da işgal altında. Her gün birinin bir şeyini kutluyoruz, içmek için bahaneler buluyoruz, eve girdiğim saatler sınırlı. Bütün bu enerjime rağmen adım çıkmış uykucuya. Gidilen mekanlarda sabaha kadar oturma becerisi gösteremediğimden dışlanıyorum arkadaş. İsyankar kuzum uykucu şirin hediye etti geçtiğimiz akşamların birinde. Sen onca imaj çalış, düştüğün hale bak.
Kah sakin kah agresif kah mutlu kah depresif günler geçip gidiyor. Daha fazla anlıyorum insanları son günlerde, bu sevgimi büyütmüyor ama beni sakinleştiriyor, çözmüş olmanın getirdiği bir rahatlık sarıveriyor, umurumda olmuyor dünya.
Şu bayıldığım serinin yeni kitabı çıkmış, onu okuyorum birkaç gündür, yaşamın akışının kusursuzluğunu hatırlamama yardımcı oluyor her seferinde. Evren kusursuz işliyor, kusurlu gören bizleriz.
Minik kuzumla bolca vakit geçirdim bu son günlerde, dünyanın en güzel varlığı gözümde, bakışlarıyla eriyorum öylece. Çocuklar insanların en gelişmiş versiyonu bence, büyüdükçe geliyor bir geri zekalılık insanın üstüne.
Nisan ayını kapatırken coşkuyla, kalın diyorum sağlıcakla..
7 yorum:
Selamlar ifenim-nim-nim-nim-nim...
Çook uzaklardan uzun aralardan sonra konuşunca yankı yaptı:)
Tatil şart, tatil en önemlisi zaten, 48 hafta boyunca o 4 haftalık tatil için çalışmıyor muyuz? :)
O değil de, hangi kitap serisi aceba bahsettiğin? Şu aralar kitap okuma frekansımı artırdım ben de, sırada yığınla kitap olmasına rağmen her zaman tavsiyelere açığım:)
Adın çıkmış dokuza inmez sekize sevgili Uykucu Şirin'im :))
Bu imajını nasıl silebilirsin bi strataeji belgesi, bi eylem planı bi bişey yapalım :))
İmzaa : Şirin'ci Kuzu
Ben de geri sayıma başladım, ayyyy çok mutluyum :) fevk-i alanın da fevkinde o derece yani :))
Sana bakınca serotonin fakiri olduğumu tekrar görüyorum,tatiller vs. ancak rahatlatıyor bu bünyeyi...
Çocuklar konusunda çok haklısın, çok gelişmiş bir versiyon olarak dünyaya geliyoruz fakat klasik olsun edimsel olsun her türlü şartlanma ve hayat şartlarının sonunda bön bakan yaratıklar oluyoruz, yaşadığımızı anlayabilmek için de iki nefeslik tatillere ihtiyaç duyuyoruz :((
Kal sağlıcaklan :))
Mürdüm'üm, hoş geldiinn, uzun zaman oldu gerçekten..
Yok nerde 4 hafta tatil, parça bölük kaç gün denk gelirse işte bizimkisi:)
Kitap konusuna gelince, ilginç bi seri Kryon, Akaşa Yayınlarından, yalnız deli olduğun bi vakitte oku, hep öyleysen sorun yok. Biraz ilginç bir konu:)
Şirin'ci kuzuuumm:)
Canımsın canım, neyleyim değişmesin imajım:) Uyku güzel şey be ama:)
Sen de serotonin var da, biraz derinlerde, azıcık madencilik tecrübesi gerektiriyor, ama çıkınca tam çıkacak biliyorum:)
Yaptığın bu bilimsel tespit karşısında da önünde saygıyla eğiliyorum:) Edimsel bilmem ne, teyyy:)
Yarın akşama napıyon bu arada:)
Yaa ben çok bilimselimdir de çaktırmamışım demek ki şunca zamandır :) edimsel yani "operant conditioning" :) annatırım bi ara iki bira bi tekiladan soora :))
Akşam için daha direk yollardan haberleşelim :)
canım arkadaşım benim...muckssss
mayısı bos mu gececek beyaz?
:)
biraz öyle olmuş mati, ama aslında çok dolu geçtiği için oldu bu:)
Yorum Gönder