Olur olmaz anlarda birşeyler yazmak geliyor içimden, toplantıda hararetli bir tartışmanın orta yerinde, akşam trafiğinde eve doğru yol alırken ya da karşımdaki kendinden geçmiş bir biçimde durmaksızın birşeyler anlatırken..Kendi içime doğru bir seyahate çıkıyorum böyle anlarda, anlamsız bi boşlukta salınan bir sürü harf bir araya gelip düşünce bulutları oluşturuyor, önce şöyle bir sıralıyorum söylemek istediklerimi, nicedir cevaplarını aradığım düğümler iplik iplik çözülürken tuhaf bir hisse kapılıyorum, mutluluk da hüzün gibi bir esintiyle geliveriyor burnuma. Kokularla hatırlıyorum ben herşeyi demiş miydim...Sonra toplanıp hepsi birden göçüp gidiyorlar benden, hiçbirşey olmamışçasına umursamaz bir biçimde bir vedayı bile çok görerek.
Büyük bir güvenle aldığım yollar var hayatta, kim ne derse desin umursamadığım, sadece kendi süzgecimden geçirip koşulsuz kabul ettiğim doğrular..Yerlebir oluşlarını görüyorum, elim kolum bağlı sadece seyrediyorum olan biteni, günler geçiyor..geçiyor di mi sahi, bense şarkıda da dediği gibi daha güçlü daha sakin, daha mutlu daha suskun, daha olgun daha kırgın, daha yalnız daha yorgun hissediyorum. Günler geçiyor demiştim di mi, yıllarla birlikte yüzümde yer eden çizgileri sevdiğimi söylemiş miydim peki, her biri yaşanmışlıklarımın birer canlı kanıtı, beni ben yapan geçtiğim bütün yolların en temiz özeti. Zamanı durdurmak istediğim yaşlardan geçtim elbet, ama hiç dursun istemedim, elimde olsa daha da hızlı aksın istiyorum şimdilerde, başladığı romanların önce sonunu okuyanlardanım ben, neyle karşılacağımı bilmeden teslim olamayanlardan hikayeye.
Sebepsiz bir özlem var bir de içimde, bir canlıya ya da bir nesneye yöneltilmemiş, dokunduğu yerde yangınlar çıkaracak gibi, yer açmaya çalışıyor kendine her geçen gün gittikçe azalan o boşlukta. Şems'in dediği gibi, nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise bizi biz yapanda o boşluğun ta kendisidir belki de, ben olmaktan vaz geçiyor olabilir miyim, sence ?
Sebepsiz bir özlem var bir de içimde, bir canlıya ya da bir nesneye yöneltilmemiş, dokunduğu yerde yangınlar çıkaracak gibi, yer açmaya çalışıyor kendine her geçen gün gittikçe azalan o boşlukta. Şems'in dediği gibi, nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise bizi biz yapanda o boşluğun ta kendisidir belki de, ben olmaktan vaz geçiyor olabilir miyim, sence ?
10 yorum:
Bugün nasılsın diye sorsalar..Ancak böyle satırlar çıkabilirdi kalemimden herhalde..Eline sağlık ne güzel ifade etmişsin..
ARSELİ-CE GÜNLER, bugün umarım daha iyisindir o zaman:) ben burda içimdekileri kusup bi rahatlıyorum ki:))
Bak bu bana da oluyor "karşımdaki kendinden geçmiş bir biçimde durmaksızın birşeyler anlatırken..Kendi içime doğru bir seyahate çıkıyorum böyle anlarda" demişsin ya..:))
romanın sonunu eskiden okurdum daha küçük yaşlarda ama şimdilerde yapmıyorum:))
bir de iyi yıllar diliyorum:))
Çok güzel yazmışsın, gecenin dingin(l)linde hele bam telime dokundu namıssizim.
Şu olur olmaz yerlerde kendine yolculuk olayından ben de muzdaribim, işyerindekiler baya baya aptal olduğumu düşünüyorlar :/ Aynada çalışmak lazım sanırım, çevrendekilerle ilgiliymiş gibi görünme pozuna...
crazy rosemary'cimmm:)
blog arkadaşlarım da bak benim gibi işte:))mutlu, sağlıklı, huzurlu, hep keyifli, aşk dolu bir yıl diliyorum ben de sana:)
murdum eriğiii :)))
yorumunda pek güzel ama yaa çok güldüm:) namıssız olan geceler bence :) boşver milleti yaaa, varsın istediklerini düşünsünler:)
her nerdeysen şimdi, güüzeeell geçsiinn yeni yılınnn..
Yazını okurken bu şarkı seslendi kulağımda :)
http://www.youtube.com/watch?v=2dzLid2dDks
safransarı, ben de esinlenmişimdir o şarkıdan:) güzel söylüyor arkadaş:)
hikaye kurmaktan hikaye'ye teslim olamamak :) bugün tam bunu düşünüyordum yazını okudum çok güzel anlatmışsın
lamba cini, teşekkür ederimmm :)
Yorum Gönder