2 Nisan 2012 Pazartesi

Lütfen resmi olalım

Çok sevgili blogum, yine geldim sana içimi dökmeye, artık anıları anlatma kısmına geldiğime göre orta yaş bunalımda olmalıyım. Geçen gün bir telefon görüşmesi beni yıllar yıllar öncesine götürdü, okuldan yeni mezun olmuşum iş arıyorum, bi gün birisi aradı, Ankara'nın bilmem neresinde bir firma başvurum üzerine beni çağırıyor. O günlerde cv'lerimi kankim yolluyor, kimbilir nereye, kendisi yanlış adreslere yanlış şeyler gönderme konusunda o zamanlar uzman, hala öyle aslında. Diyeceksin niye kendin halletmiyosun işini, iş bölümü var efenim aramızda, kankilik kolay mı. Neyse yakın arkadaşlarımdan biriyle oturuyoruz o arada, ben tek başıma gitmek istemiyorum birlikte gitsek ya diyorum, ertesi gün soluğu firmada alıyoruz. Küçük bi ofis, bi oda bi salon yani, yurdum esnafı, adam da bilmem ne mühendisi, beğenmedim ne ofisi ne de adamı. İş görüşmesine giden benim ama, ben görüşmeyi yaptım kendisiyle, ne adamın tecrübesi kaldı sorduğum, ne niye bu işi yaptığı, aklıma ne geldiyse artık. Arkadaşım karşımda oturuyor, benim her sorumda gözleri fırlıyo yuvalarından, beğenmedim neticede, adamı dumurdan dumura itip çıktım oradan. Dışarda bi gülme krizi tuttu tabi, güle oynaya geri döndük. İşte tam da böylesi bi manzarayla karşı karşıya kaldım, tebessümle dinledim kulak misafiri olduğum diyaloğu. Seviyorum ya ben böyle insanları, huysuzluksa bu, o bile güzel:P

Gelelim bi diğer konuya, kuaförlerden şikayetçiyim efenim, son günlerde el attığım sektör bu. Yahu gittiğim kuaförde 3 eleman var, benim gidiş saati, onların çalışma düzenleri filan derken, her seferinde biri fön çekiyor. Kardeşim bu işin bi standardı olmaz mı, birinin eli diğerine nası benzemez, binbir surat şeklinde geziyorum. Yeni saçlarımla beni görüp tanımayan arkadaşlarım da oldu ayrıca, ilerlemiş miyoplarına mı bağlayayım değişimime mi bilemedim, ama güzel oldu bee, bi rahatladım ki sormayın.

Geçen akşam karşılaştığım bi durumu anlatmak istiyorum sayın blog kardeş, yıllardır tanışan, birbirleriyle sürekli iletişimde olan, ev ziyaretleri maksimumda iki aile. Diyeceksin nesi ilginç bunun, şöle ki adamlar siz diye hitap ediyolar bu kadar samimiyete rağmen, ne bir yaş farkı, ne bir statü farkı, ne bilmem ne. Yeni tanıştığım birinin bana sen demesine gıcık olurum, benden yaşça büyük insanlara da genelde siz diye hitap ederim -bikaç durum hariç -, iş ilişkilerinde kesinlikle sizli bizliyimdir, ama kardeşim özel hayatında bu ne resmiyet. Adam geçmiş yıllar sonra bile Kenan Bey diyo ya, düşündüm de ben ilk gün Kenan Bey, ikinci gün Kenan, üçüncü gün şişş Kenan, bir haftaya kalmaz naber Keno olurum. Tamam sen benim kadar abartma kardeşim ama gecenin bi körü evine gelebildiğin adama da siz deme ya. Beyefendiliği abartın dediysek bunu demedik ki, hayret bişi ya.

Dün şu muhteşem parçaya aşık oldum, dönüp dönüp dinliyorum, gözlerimi kapadığımda bulutların üstünde dans ediyo gibiyim.. Aynı hisleri paylaşır mısınız bilmem ama ses açık, gözler kapalı, zihin duru dinlemeniz şiddetle tavsiye edilir:) Bahar gelmişken ben bi gidip aşık olayım...




16 yorum:

sırrakalem dedi ki...

ben bıraktım çalışanların ellerinin aynı olmamasını, aynı adam bile aynı yapmıyor saçı. kuaförler enteresan insanlar. benim kuaförüm çocukluğumdan beri aynıdır, annemin kuaförüydü. geçen gittiğimde bir başka müşteriye "ben bunun ilkokuldaki halini bilirim" falan diye anlatıyordu. o derece iyi bilir beni ve saçımı yani. fakat fönü geçtim de, boyada bile aynı tonu tutturamıyoruz bir türlü. her gittiğimde başka renkle çıkıyorum neredeyse. sorgulamayı bıraktım, öyle onlar :p

bu "siz" meselesine gelince, geçen biri daha anlattı aynı şeyi. yirmi senelik arkadaşlarmış hala siz diye hitap ederlermiş birbirlerine. eski insanlar enteresan oluyor. hatta kocasına bilmem ne bey diyen kadınlar vardı. annemin gıcık bir arkadaşı da öyleydi, ben epey bir süre kocasından değil bir tanıdıktan bahsediyor sanmıştım. meğersem adamın mevki sahibi olduğunu milletin gözüne sokmak için bey dermiş bahsederken.

aşk konusuna gelince... geldi bahar ayları, gevşer gönül yayları eheh :)

suvebeyaz dedi ki...

sırrakalem, ama böle her seferinde ayrı bi ben görüyorummm:) neyse artık napalım, ben de vazgeçim sorgulamaktan, bi bu eksikti zaten:P

ya sırrakalem hanım, siz de haklısınız elbet bu konuda, ama insan bu durumda duvar örmezmi ki en yakınındakine:) tuhaflar azizim:P

aşka gelinceeeee,ya ben de yay filan kalmadı:P sanırsam koptu onlar:)

deeptone dedi ki...

üç anını da sevdik yanee.
:)

suvebeyaz dedi ki...

:)))
thanks deep :)

lamba cini... dedi ki...

ben de bi gidip asik olup gelicem :)cok asik olursam gelmeyedebilirim

suvebeyaz dedi ki...

o zaman dileyeyim ki, çok aşık ol:) gelmesen de affedilir o durumda:)

deeptone dedi ki...

yine çok kayboldun.
:)

suvebeyaz dedi ki...

:)

deep buralardayım ama pek yazasım yok.

deeptone dedi ki...

yazmasan da arada ses ver işte.
:)
burdayım filan de.
:)

suvebeyaz dedi ki...

suvebeyaz !

burdaaaa:))

sırrakalem dedi ki...

mimledim nıhaha

absalom dedi ki...

bu "siz" mevzusu sabahlara kadar tartışmaya açık bi konudur...

ben de naber lan kenan keno kenoş taraftarıyımdır genelde.

seninki gene iyi.
fi tarihinde bi yemeğe davetliyiz bi eve.
arkadaş ta değil ya gitmek zorunda kaldık.

ulan çocuk sevgilisine ayşe hanım diye hitap ediyo evde.
hatun da çocuğa osman bey diyo.

noluyo lan didim kankiye nereye geldik.
bunlar daha 25 yaşında.

devamlı kullandığım bi laf vardır benim kıymetli pek güler her seferinde...
saygıda kusur etmemek.

birini anlatırken ben iyi çocuktur saygıda kusur etmez derim...
o güler.

lakin o farklı bu farklı.

bu biraz bokunu çıkarmakla ilgili.

ay sıkıldım yazmaktan :))

kuaför konusu ilgi alanıma girmiyo yorum yoktur...

temem temem kovulmadan gidiyorum.

gittim :)))

suvebeyaz dedi ki...

sırrakalem:)))

thank you very much:) en geç pazartesi yazcamm:)

suvebeyaz dedi ki...

:)))
absalom kovar mıyım hiç yaaa, her zaman bekleriz, lütfen reca ediyorum:)

sevgilisine siz diyen adama ne denir ya, yuuhh, sarayda filan mı yetişiyo bunlar, çözemedim valla:)

saygıda kusur etmemek:)) sende de var biraz, az zorlasan suvebeyaz hanım diye yorum yapcan gibi:))

Vladimir dedi ki...

Bİzim bir uzak akrabamız bir zamanlar, taaa fi tarihinde mahalle muhtarı olmuş. Karısı üzerinden otuz sene geçmiş kocasına hala muhtar bey diyordu. ÇOk komikti halleri . Adam da her seferinde muhtar deme bana diye paylardı. Sanırım kadın kendisini habire muhtar karısı statüsüne yükseltme derdindeydi. :) Ama çok tatlı insanlardı.

suvebeyaz dedi ki...

:)))
Vladimir, bu güzelmiş yaa, beğendim teyzeyi:) Ya 'siz' kadar mesafe koymuyo araya muhtar bey hitabı, bence sevimli:))

Yorum Gönder